sonunda başardın
sevdanın kalbine sapladın hançerini
mutlu ol şimdi
yalnızsın...
tek tabancasın yaşadığın şehirde
bizi yokettin
ansızın kırılıverir
sıkı sıkı tutunduğun dallar
ayrılır birbirine kenetlenmiş yürekler
dışarda kar yağar,gözünde yağmur
deli rüzgar gibi eser ayrılık yeli
içinde yarını olmayan bir zaman ağlar...
karanlığın göğsüne
usul usul düşerken
göklerin yorgun başı
kuytusunda besler gece
unutulmayanı...
birer birer döker
sen bahar güneşi ile
ısıtırken yüreğini
ben yüreğimin üşüyen sokaklarına
kazıdım ismini...
hazanın sarı yapraklarıyla sarmaladım
çıldırtan özlemini...
yokluğuna düşen her hasret gecesinde
özlemlerin çivisi çıkıyor bende
senli yaralar sızıyor bedenimden
kana kana içiyorum ayrılığı
içimde senli bir şiir yazılıyor
mısra mısra dökülüyorum yerlere...
Sorma bende bilmiyorum
Hangi fırtınayla savruldum
Hangi sevda vurdu gurbet yollarına
Kırgınlıkmı, kaçışmı
Hangi duygularla geldim buralara
Söylenmeyen sözler mi savurdu,
biliyorum
bir daha gelmeyeceğiz bir araya
bir deli rüzgar esecek,
bir sebebsiz fırtına
sonrasında boncuk boncuk yağmur
yeniden kopacak yapraklarımız dallarımızdan
bu şehirde beni bekleyen kalmadı
artık bütün sokakları bana yabancı
canımda büyütürken masum sevdamı
acımadan vurdular
içimdeki uçurtmaları
şimdi sonbaharı aşıyor kimsesizliğim
ah benim dumanlı başım
yine ömrümün can damarına sapladın ayrılığı
yine ayazların orta yerinde
çaresiz kaldım
kurudu denizlerim güneş çekildi
her adımda bir uçurum serildi önüme
yoruldum...
umudum bitti sonunda
yenildim
aşk denen zalim oyunda
yine zafer kazandı
kendi kendini kanatan o eski yara...
bir tane şirini çok beğendim, eline sağlık