Eskiden;
Korku,kargaşa,
Endişe,esaret,
Ve ümitsizlikmiş onca yaşadığım.
Ne çok şey kaybetmişim,
O günlerde yokmuş meğer yarın bende,
Üç Oda bir salon.
Kim yazmış bu hayat hikayesini ?
Sokakları , mahalleleri terk etmeyi,
Mahalle bakkalını,
Küçük küçük sedirleri olan;
Duvar dibindeki çaycı Ahmet amcayı bırakmayı.
Yorgun düşmüş ruhla,
Dalıyorum hayatın ortasına.
Düşlemeden,
Amansız şekilde,
Bağlanmaya çalışıyorum hayatın derinliğine.
Yer yüzü aynası gör beni,
İfşa ettim ruhumu,
Mahcubiyetim ifşamdan değil,
Aslında bedenim de satılık değil.
Yer yüzü aynasında görünecek her şey.
Gönül öyle bir çöle dönmüş ki!
Ne bir umut var ne de bir yol.
Kavşaklarını kaybeden dünyalarda,
Masumiyet her zamanki gibi yetim.
Düşler vardı dünlerde,
Göğsüme tutuşturdum ateşini sevgilinin,
Yaktı yangın yüreğimi.
Çığlık çığlık ses duyuyorum sanki.
Göğsüme tutuştu ateşi şehrin.
Yakıyor tarih her bir yerimi.
Bir masal kahramanını dinler gibi bakıyor gözlerine,
İçinden ne geliyorsa öyle.
Sorgulamalar nafile çaba,
Hüzün damlaları gökten düşerken,
Yüreğindeki damlalar düşer satırlara,
Yazılacak kelam yoktur aşktan öte.
Duygularım duymuyor düşüncelerimi.
Bağlandı ellerim çaresizce.
Resimlerime bak.
Ben ben değilim.
Aynalar düşman olma gözlerime,
Ben geldim,
Saklama beni benden,
Vururum seni can evinden.
Veda edeli ne çok oldu,
En sevdiğim şehre ve sana.
Şimdi kavuşalım desem,
Bilirim!
İki damla göz yaşı bırakıp gelemezsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!