Yine yanaştı gönlümün kıyısına delice bir hasret
Gözlerini almış bir kurşun misali yüreğimi delmek için
Balıkçı tekneleri geçer uzak kent limanlarından
Bu hasret bu ayrılık söylesene niçin
Hüzün gülleri dağıtıyorum sensiz geçen akşamlara
Sensizliğime ve hep sessizliğime içiyorum
Eylül yağmurlarına yaklaştı zaman
İçimi şimdiden bi hüzün kapladı
Bu eylül sensiz nasıl geçecek
Sensiz dökülecek yapraklar ıslak caddelere
Ve gözyaşlarım sensiz akacak
Bir hazin şarkı olacak dudaklarımda
Bu şiir sanadır İstanbul kadar güzel sevdiğim
Düngece sen uyurken hasretine açtım kapıları
Önce saçların girdi içeri
Her teli yüreğimde yaralar açan saçların
Sonra yıldızların eşlik ettiği gözlerin
Ve sen
Kusmuşken kaleme ve kâğıda, gözlerin satırlarda belirdi
Ve suskunluğumu bozdu bakışların
Şimdi hislerim sana anlatamadığım kelimelerde gizleniyor
Kaçarken ben aşktan köşe bucak
Hiç okumadığın kitabın arasında kalan bir dip nottur sana olan duygularım
Neyi, nasıl anlatacağımı hiç düşünmeden yazdığım satırlarda
Bu gün Haziran’ın 24’ü
Atan bir kalbin ölüm yıldönümü
Susturulmuş tüm istekler,yıkılan tüm hayaller adınadır bu şiir
Nasip olupta mümkün olmayan sevgilim
Yokluğunun ilk günündeyim
Kapanmaz bir yaraya pansuman yapmak nasıl nafile ise
Bir an bile istemem,kendimle başbaşa kalmayı
Dar gelir şu koca dünya,bir adımda biter
Gözlerim kapanmaz geceler boyu
Karanlığa hüzün,gönlüme hasretin,gözlerime yaş düşer
Anlatamam kimseye,ne derdimi ne sıkıntımı
Yokluğun varlığımı ezip geçer
Uzun zaman geçti sevgili
Sokaklarında yağmur damlaları
Sahilinde bir bardak demli çay
Ve duymayalı martı çığlıklarını
Çok zaman geçti sevgili
Sevgilim yokuğunun kaçıncı günü bilmiyorum
Sen gittikten sonra bir balıkçı kasabasına yerleştım
Tanımadığım insanlardan dost edindim kendime
Herkes hikayemi sordu
Kilitlendi dudaklarım anlatamadım
Gün doğarken kalkıyorum sevgilim
Mutluluğa bir adım kala geri gittin
Ardındaki beni hiç düşünmedin
Hani vefasız seviyorum derdin
Yalanmıydı söyle yalancı yarim
Hayallerimiz vardı gelecek üzerine
Gelecek acı getirdi mutluluk yerine
Telefon rehberinde Arayacak kimse kalmadığında anlıyor insan yalnızlığı.
Gecenin bir yarısı evin boş odalarını gezerken ve kendi gölgenle bile kavga etmeye başladığında anlıyorsun kimsesizliği.
İçinde o hiç bir zaman susturamadığın sesler çoğaldığında
Ve yeter artık diye her bağırdığında yetmediğini ve yetmeyeceğini anlıyorsun.
Bir ömre sığdırabileceğinden çok daha fazla anı biriktirmiş olanda, bir zamanlar en kalabalık toplumlarda adın geçmiş olsa da ne fayda yalnızsın işte yalnızsın.
Doğduğun kadar ve öleceğin kadar yalnızsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!