Nasıl sessizce süzüldüyse ayakların ömrüme,
şimdi o sessizlikle mi gideceksin?
Yok,
hayır,
gitme benden…
Sustun.
Ben seni hep o derin dilsizliğinden dinledim.
Kelimelerin bittiği yerde,
harfsiz,
hecesiz anlamaya çalıştım o gurbeti.
Aşkı da,
o zamansız sevgiyi de
iki derya gibi duran gözlerinde gördüm.
İlk günden beri bilirdim yazgımızı.
Biz, "sen" ve "ben" adlı iki nehir,
bir tek "biz" denizine akmak için
az mı yorulduk bu çorak topraklarda?
Akıl denilen o soğuk kule,
kendince çözdü bütün denklemleri, tarttı terazisinde.
Ama yürek…
O ferman dinlemez, o zincir vurulmaz derviş,
anlamadı bir türlü aklın kurallarını.
Şimdi sükutu bozsam,
"Seni çok seviyorum" desem,
bu serbest itiraf bir yankı bulur mu kalbinde?
"Sana inandım,
bırakma ellerimi,
müjdem ol, menzilim ol" desem…
Yine de bırakıp gider misin bu yarım kalmış şehri?
Arkana bakmadan,
tozlu raflara terk ederek en masum hayalleri,
ben akıp giden ömrün her ikindi vaktinde
seni,
yalnızca seni ararken;
Beni böyle vuslatın tam orta yerinden,
o mukadder sevda kurşunuyla
vurup da gider misin?
Söyle ey canımın iklimi,
beni böyle nefessiz,
beni böyle tek başıma
bırakıp gider misin?
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 03:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!