Kimi sevdiği mühimdir insanın..Kimi severse o olur, eli ayağı, dili dudağı..Tüm fiziki ve ruhi bedeni...Çünkü kişi sevdiğine benzer..Sevdiğiyle anılır..Ama yalnız gömülür...Bundanmıdır bilmem; ben hep yalnızlığı sevdim..yalnız insanları, terkedilmiş, fırlatılmış, ikinci ele verilmiş eşyaları sevdim..Çirkinleri sevdim mesela..En çok çirkin insanlardan edindim arkadaşlarımı dostlarımı...evde kalmış kızları..Annesizleri babasızları, kimsesizleri sevdim en çok..yoksullukla kıvrandıkları halde, başını dik tutanları, itilip kakılanları, karşılıksız verenleri,beklentisiz alanları, şükran duyma hususunda sınır tanımayanları, Bir yudum kahvenin kırk yıl hatırını güdenleri sevdim...Meclislerde iş bitirecek hatırlı dostu olmayanları, göbek bağı sadece Allah'a bağlı olanları, Kendisi gibi olanları, başkasına benzemeye çalışmayanları da çok sevdim ben... Konuşunca da susunca da kalbe dokunanları, uyarınca incitmeyenleri kırmayanları çok sevdim..Sanki bana benziyor hep bir yanları...Sanki Anadolunun kokusudur üzerlerindeki kokuları...Hani Ara Güler diyor ya; "Hayat dediğin küçük adamların hikayesidir... İngiltere Kraliçesi'nin hayatı bi b.ka yaramaz.” diye...Ha işte öyle bişey... Öyle bişey işte...
Küçük adamlar deyince Anadolu insanı gelir aklıma ..İnsan gibi insan deyince de Anadolunun güneş yanığı tenli, sekiz köşe kasketli amcaları, ergiç görünce yüzü kızaran nineleri..
Türküler gelir..Ezgiler gelir..Ortaya konan çekirdek, bir tastan içilen katık gelir aklıma...Ve atın üzerin binince kükreyen,Allah korkusundan titreyen, eline kalemi alınca da cihanı titreten horosan erleri..
Kimseyi kırmadan dökmeden..Kimsenin diktiği fidanı sökmeden..
Kimsenin ahını almadan..
Kimseye belâ olmadan..
Kimseler bize belâ okumadan
Gitmeliydik şu yalan dünyadan...
Ama işte
Çok kitap okumak,
üniversiteler bitirmek, çok yer gezip görmek, sosyal statünün yüksek olması kültürlü olmak için yeterli öğeler değildir...
Kültürlü olmak, hâl ehlinin işidir.. özü duru, kalbi berrak,merhametli, empati yeteneği yüksek, nefsini yenmiş, kendisi ile barışmış kişi, kültürlü kişidir.. çünkü kendisi ile barışık olan kişinin Dünya ile kavgası bitmiştir... İnsanlar ile kavgası bitmiştir... Dünyaya ve dünyalığa karşı duyduğu şehvet bitmiştir...Kültürlü kişi, hür kişidir..
-'Beni seviyormusun ya Resulullah..?'
-'Tabii seviyorum..'
-'Nasıl..?'
Her yıl mutlaka köye gelirim.. Hiç bir zaman köyümü ve dahi anadoluyu bu seneki kadar çiçeklerle bezenmiş halde görmedim..meyve ağaçları çiçek açar açmaz ,bir gecede kırağ vurmuş..Çiçekler donmuş dökülmüş..Bu yüzden dallarda bir tane bile meyve çiçeği kalmamış.. Bu sene meyve yok..Ama hayatımda hiç görmediğim çiçekler basmış dağları ovaları...sizi temin ederim, doğa kendisini yeniliyor...değiştiriyor... Toprak başkaca çiçekler kusuyor yeryüzüne.. heryer daha önce hiç görmediğim farklı farklı rengarenk çiçeklerle dolmuş..Kuşburnu ağaçları pembe beyaz kocaman kocaman çiçeklerle bezenmiş... Anadoluya bir kez daha hayran kaldım...
sanırım ben köy çocuğuyum... Büyük şehirleri bu yüzden sevmiyorum..Ve bu yüzden İstanbula varır varmaz soluyorum..sessizce kuruyorum..
Bir bayram öncesi, babannemle dedem köyde yalnız bayram geçirmesinler diye, babam benide yanına alarak köye gitmeye karar vermişti.. Aslında babamın niyeti sadece bayram geçirmek değilmiş..Beni de şenlik olayım diye babannemlerin yanına bırakmakmış... (Bunu yıllar sonra idrak ettim)..
Ben altı yaşıma henüz girmiştim...Annem ise kız kardeşime hamileydi..Yola çıkmak üzere kapıdan çıktığımızda, bahçede annem babama yalvarmaya başladı...Aralarında bir itiş kakış yaşandı...
Annem bir taraftan kolumdan tutup, kendisine doğru çekiyor, diğer taraftan;
"O daha çok küçük...Lütfen götürme" diye yalvarıyordu... annemle babam tartıştılar..Babam annemi itti, annem düşmedi ama ayağındaki terliği çıktı, geriye doğru sendeledi..Artık bir yandan ağlıyor, diğer taraftan yalvarmaya devam ediyordu...Annemi dâhi öpmeye fırsat bulamadan, babam kolumdan çekti, evden uzaklaştık.. yola çıktık..Geriye dönüp baktığımda annem ağlıyordu..Aradan asırlar geçse o görüntüyü asla unutamam..İçim burkulmuştu...
Annem ağlıyordu..Ben annemi öpememiştim...Babannemleri çok seviyordum..Ama anneme de dayanamıyordum...köye varana kadar gizli gizli ağladım..
Ertesi gün bayramdı...Babannem bavulumuzu açtı..Annem benim için iki tane bayramlık elbise, bir kaç tanede toka almıştı..Hiç unutmam, bir tanesi kırmızı bir elbiseydi..Beyaz puantiyeleri vardı..beli kuşaklı, kolları kısaydı ve karpuz kolluydu...Diğeri ise beyaz bir elbiseydi..üzerinde meyve desenleri vardı..Göhsündeki boncuk detayları çok güzeldi...
Küle döndüm, amma közde yanmadım..
Bir gönül ki böyle yanar sanmadım..
Pınarlardan içtim içtim kanmadım..
Anladım ki susuzluğum sanadır..!
Küstürme beni..!
Küserse yüreğim, gündüze geceye küserim..
dağda menekşeye mor sümbüle küserim...
Küstürme beni..!
Küserse yüreğim, yağmura buluta küserim... açmamış çiçeğe, bağda bülbüle küserim...
Küstürme beni..!
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin...
Su olsan kimse içmez..
Yol olsan kimse geçmez..
Elin adamı ne anlar senden..?
Mecnun için herşey leyla'dır...
Ahret leyladır..dünya leyladır..
Güneş yıldız ve ay hepsi leyladır..
Leyladır gecekondu, ahır..
Saray leyladır..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!