Herkes, yaşamının bir döneminde deniz kadar hırçın, deniz kadar derin, deniz kadar kendi başına buyruktur aslında...Fakat denizin de yorulduğu, durulduğu, sakinleştiği,hiç olduğunu anlayıp pes ettiği bir nokta da var elbet... Denizin yorulduğu o noktaya kıyı demişler..
Tüm denizleri kıyılara demirlemişler...
Bir derdim var, bin devaya değişmem..
Bir hayalim var,bin hevâya değişmem...
Var bir umudum,kırık dökükte olsa..
Bir tek selamını,bin sevdaya değişmem...
Sağ göhsüme dünyayı sol göhsüme seni verseler..
Dile kolay seni unuttum demek..
Dile kolay gelir, yüreğime zor..
Kolay amma gülü kuruttum demek..
Kuru gülün kokusunu gelde bana sor..
Gönül defterinde saklasam olmaz..
Tam dokuz yıl boyunca yatılı okullarda okudum... Sadece yaz tatillerinde evde olabiliyordum..Haliyle yaz tatillerini iple çekiyordum.. Ah bir de annemin yaz temizlik seansları olmasa daha rahat edecektim.. ama olmuyordu işte.. annemin de yaz ritüelleri vardı... azıcık güneşi görsün hemen heyecana kapılıyor bir an önce temizliğe başlıyordu...3 ayın bir ayı annemin temizlik ve kış hazırlıkları ile geçerdi..Çok kızardım...Annem halı yıkardı..yün döverdi..erişte, mantı keserdi..tarhana yapar,melemenlik kaynatır, türlü türlü reçeller pekmezler yapar,daha birçok işle meşgul olurdu.. bu işlerle de kalmaz aynı zamanda bizi rahat ettirmek için elinden geleni yapardı... Sadece bu kadar mı..? Tabii ki değil... bizim anahtarımız kapının üzerinde dururdu.. anahtarı çeviren içeri girerdi...Gelinimiz gidenimiz, yatıya kalanımız çoktu... Annem bir de bunlarla uğraşır, fakat hiç şikayet etmezdi...yorulan oydu..kızan bizdik..Tüm bu işleri yaparken çoğu zaman zorla bizede öğretmeye çalışır;
"Yaptığınız banaysa, öğrendiğiniz kendinize kızım.. hepiniz her şeyi öğrenmek zorundasınız.. yarın el kapısına gittiğinizde ben kendime küfür ettiremem" der, zorla bizide işin içine çekerdi.. Bu yüzden yazın gelmesini annemin halı yıkamasını yün dövmesini, kış hazırlıkları yapmasını hiç istemezdim..
Aradan yıllar geçti..Anneme babama kızdığım hangi husus varsa, şu anda aynısını ben yapıyorum....Bir tek halı yıkama hususunda biraz gevşek davranıyordum...Yıllardır halı yıkamamak için direniyordum.. Ama halı yıkamacıların üstünkörü yaptığı iş artık canıma tak edince bu yıl halıları kendim yıkayayım dedim.. ve bugün şeytanın bacağını kırdım.. halıları yıkadım.. hem yıkadım, hem anneme dua ettim..Çünkü halı yıkamanın bile bir ırbı vardı.. önce halılar ıslatılır.. bir iki saat bekletilir. Sonra 2 3 defa deterjanla yıkanır.. sonra halının arkası yıkanır, sonra arap sabunuyla, sonra Hacı şakir'le yıkanır, en son olarak da yumuşatıcılı su ile yıkayıp, durulayıp nokta koyulur..Bana bunları annem öğretmişti...Canım annem iyiki var..iyiki benim annem, ve ilk öğretmenim...canım benim..İYİKİM... Yaz tatillerimin katili olsa da, seviyorum ben bu güzel kadını yaa..
Dört duvarın yok..
Kapın yok, bacan yok..
Ama evimsin işte...
Allah bazen birini kalbine koyar..dualarına koyar...Rüyalarına koyar...Ama hayatına koymaz...
Bazı sevgiler imtihandır..
Farzetki ben gittim..
ne yaparsın..?
Ben ki senin testin, bir kırılırsam..?
İçtiğin suyum hem, ya bozulursam..?
ben senin esvabın, işin, meşgalen...
Bensiz anlamını yitirirsin sen...
Garip, kimseye küsmez...
Onun küsmeside kızmasıda kendinedir..
Yerli yersiz isyan etmez, konuşmaz..
Onun nazı da niyazı da şikayeti de rabbinedi
Ey gündüzümün güneşi,
Ey gecemin siyahı..!
Söyle bana sen kimsin..
Dil ucunda taşınan hecemisin, közmüsün..
Çözülmeyen kördüğüm,
Yarım kalan sözmüsün...
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler...
Ağzına dolanır insanın..
Sussan acıtır.. konuşsan kanatır..
Gel ey köşe bucağım..
Kırık kolum..
Gelecek diye bir şey yok..
Gelmeyecek olan ne varsa,kim varsa onu sevdik biz...
Ondandır tüm neşesizliğimiz...
Kimse kimseyi rastgele sevemez..
Bir kalbi,bir kalbe meylettiren Hak tealâdır..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!