Kimler çıkmadı ki dünya sahnesine,
Tarih şahittir onların nicesine,
Müjdelenen azap geldi cümlesine…
İsyanla dolup kabarmıştı sicili,
Dürüldü defterleri, işte tescili!
Elçiler gönderildi, yok mazeretin,
Bırak peşini şeytan denen meretin,
Düşündün mü nasıl ola ahiretin?..
Bu dünyada döndürdüysen Hakk’a yüzün,
Yaşamazsın orda ne korku ne hüzün.
Allah’ı, Peygamberi yalanlayan,
İftiralar atarak karalayan,
Kibirlenip de büyüklük taslayan…
Cehennemin müdavim sakinisin,
Konuk olarak değil, ebedisin.
Kalmaz orada; dünyadaki sevinç, neşe,
Sıraya girmiş kâfirler hem de peş peşe,
Gelir bir hitap Allah’tan: “Girin ateşe!..”
Bir kısmı bir kısmına okur durur lânet,
Derler: “Bunlar etti bizi bu işe alet.”
Gelen vahyi, peygamberi yalan saydın,
Ne olurdu sanki Hakk’a inansaydın?
Kendini görmüştün çok bilmiş ve aydın!
Uyanman geç oldu, yine de günaydın!
Açılmaz; hiç bekleme göğün kapısı,
Yolun olursa Kur’ân-ı Kerim ve sünnet,
Karşılar elbette seni ebedi cennet,
Yüklenmez gücünün üstünde ağır yük; net…
Şükürler olsun cennetine buyurana!
Selam olsun Müslümanları uyarana!
Neye yaradı dünyalık varlığın?
Güvenmiştin; yerinde esti yeller.
Kalmadı dünyada tahtın, krallığın;
Götürdü fırtınalar, sular, seller.
Kâfirler dünyalık azabı tattı,
Dünya denilen handan geçersin,
Ömrünü tamamlayıp göçersin.
Ahirette başlayacak sorgu,
Gayba inanırız, değil kurgu.
Gizleyemezsin; kalmaz ki saklı,
Sundu yeryüzü gibi bir mekân,
Bahşetti birçok nimet ve imkân,
Boşa geçmesin her bir dakikan…
Bize düşen dua ve niyazdır,
O’na ne kadar şükretsek azdır.
Seksen altı yıl sonra döndün aslına,
Yunan’ı, Dünyayı çevirdin şaşkına,
Yükselsin tekbirler Allah’ın aşkına,
Fatih’in emanetisin Ayasofya.
Hâlâ tarih kokarsın sen buram buram,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!