Hakikati gizleyip ettiler inkâr,
Rabbimiz tarafından verildi ihtar:
“Ey Ehl-i kitap! Doğruyu eğriltmeyin!
Bunlardan Allah habersiz zannetmeyin!”
Yüz yirmi yıl savaştı İslâm öncesi,
Kararttılar apaçık delilleri,
Yerle yeksan oluverdi illeri,
Esti orada helâkin yelleri…
İbret al Kur’ân’dan; okuyup geçme!
Uyanık ol, onların yolun seçme!
Rabbimizin elçisi Hazreti Musa,
Uyarmıştı devrinin Firavun’unu.
Umurunda değildi ilahi yasa;
İnkârı seçti düşünmeden sonunu.
Musa’nın sözlerine vermedi değer,
Firavun’un kavmini bir telaş sardı:
“Musa çıkaracak yurdumuzdan bizi.”
Meclis hemen topluca karara vardı:
“Gelsin sihirbazlar, çözsünler bu krizi!”
Sihirbazlar tutuşmuşlar pazarlığa:
Yüce Allah yarattı ilk insanı,
“O’na secde edin!” oldu fermanı.
Melekler etti bu emre itaat,
İblis yanaşmadı; çünkü çok inat.
Sihirbazlar hep bir ağızdan söyledi:
“İnandık Musa ve Harun’un Rabbine.”
Her biri eğilerek secde eyledi,
Girdi iman tüm sihirbazın kalbine.
Sinirlendi Firavun, küplere bindi:
Şaşırdı kavmin ileri gelenleri,
Firavun, Musa’ya vermeyince zarar.
“Söylesen de bilsek aklın çelenleri?
Neden öldürmediniz? Bu nasıl karar!”
Firavun demiş: “Bir planım yok sanmayın!
Çırpındı Hazreti Musa yıllar boyu,
Firavun kavminin değişmedi huyu,
Kesilse de pınarlardan akan suyu…
Ne söylenir ise yapar tam tersini,
Kuraklık ve kıtlıktan almaz dersini.
Firavun ve tayfası kesin kararlı,
Hazreti Musa’ya konuşur atarlı,
İnkârıyla kendisi çıkar zararlı…
Çaresiz kalınca aman dilediler,
Azap kalkınca hemen diş bilediler.
Yaklaşmıştı inkârcı kavim sonuna,
Satmıştı ahiri dünyalık uğruna,
Çok özel bir ders lazımdı Firavun’a…
Koştu Kızıldeniz’in kucağına,
Hazırdı artık cehennem ocağına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!