Düşünene ibretle dolu tabiat,
Her şey koşulsuz Allah’a eder biat,
Yağmurla hayat bulur yeniden nebat…
Deme bu olaya: “Doğanın rutini,”
Hafife alma Allah’ın rahmetini.
Randımanlıysa toprağın;
Rengârenk gül açar bağın,
Mahsul dolar solun sağın…
O, Rezzâk olan uludur,
Şâkir, ne güzel kuludur!
Önceki dönemlerde yaşananlar,
Ümmet-i Muhammed’e aktarılır.
Gözler önüne serilir o anlar,
İbret alanlar tevhide sarılır.
Nuh peygamber ikaz etmiş halkını:
Enbiyaların her biri Kavl-i Beliğ,
Bıkmadan usanmadan ederler tebliğ.
Bunlardan biri de Hud aleyhisselam,
Ad kavmine göndermişti onu Mevlâm.
Dünya denilen handan geçersin,
Ömrünü tamamlayıp göçersin.
Ahirette başlayacak sorgu,
Gayba inanırız, değil kurgu.
Gizleyemezsin; kalmaz ki saklı,
Semud kavmi, Ad kavminin yerini almış,
Onların da birçoğu dünyalığa dalmış,
Geriye yalnız ibretlik hâlleri kalmış…
Delmişler kayaları, evler korunaklı,
Sanmışlar hiçbir şey olmaz; çok dayanıklı!
Öyle bir kavim ki içler acısı hâli,
Zinaya yönelip bırakmışlar helali,
Livatayı tercih etmiş birçok ahali…
Bu hayâsızlıkta çekmişler hem de başı,
Bundan men etmek olmuş Lut’un tek uğraşı.
Sundu yeryüzü gibi bir mekân,
Bahşetti birçok nimet ve imkân,
Boşa geçmesin her bir dakikan…
Bize düşen dua ve niyazdır,
O’na ne kadar şükretsek azdır.
Şuayb peygamber yapmış olsa da ikaz,
Bitmemiş kâfirlerden gelen itiraz.
Şehrin ileri gelenleri çok kızgın,
Ne Allah ne peygamber tanır o azgın.
Tehditler uçuşmuş: “Dönün dinimize,
Peygamberler, Hakk’a gelin diye çağırdı,
İnkâr edenler tevhide kör ve sağırdı,
Çünkü iman etmek onlara çok ağırdı…
Tatsalar da bir ara sıkıntı, yoksulluk;
İnanıp etmemişler Rabbimize kulluk.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!