İsrailoğulları muradına erdi!
Allah, Tâlût’u hükümdar seçip gönderdi,
Kabullenmediler; neydi bunların derdi?...
Dediler: Ne malı var onun ne serveti?
Gösterdiler Hakk’a isyan etme cüreti.
Sıcak bir hava; çıkıldı çölde yola,
Bir nehrin kenarında verildi mola,
Orduya yapılan ikaz da ne ola:
Bu nehir imtihandır; değil tadımlık,
İçecekler içsin; bir avuç, gıdımlık.
Tâlût ve ordusu hazırlandı cihada,
Hak-bâtıl mücadelesi şimdi sahada,
Düşman amansız, çok güçlü; diller duada…
Ya Rabbi! Sabırlar yağdır üzerimize,
Yardım et! Düşmanları getirelim dize.
İnsanlığın başlangıcından bu yana,
Nice nice Peygamberler geldi, geçti.
Hepsi de tebliğ etti; uydu fermana,
Allah, kimini kimine üstün seçti.
Bütün Peygamberler nübüvvette eşit,
İman edenlere yapılır uyarı,
Rızık Allah’tandır, kaçırma ayarı!
Bekliyor bizleri ahiret diyarı…
Ver! Yüce Allah’ın sana verdiğinden,
Sorulacak hesap tüm nimetlerinden.
Cennete vesile; namazdan sonra oku!
Korur Rabbin; işlemez şeytanların oku,
Eksik etme dilinden; sabah-akşam oku!
O bir ayet ki; Bakara’nın efendisi,
Ayetü’l-Kürsî diye bilinir kendisi.
Bu dinimiz hak, delilleri açık;
Doğru eğriden ayrılmış apaçık.
Gayr-i Müslim’i zorlama imana!
Hakikatler besbelli anlayana.
Yaratan Allah sever Mümin kulunu,
Yardımsız bırakmaz yetişir imdada.
Takip et! Çizdiği dosdoğru yolunu,
“Dostum” der sana sure-i Bakara’da.
Sahip çıkar karanlıktaki dostuna,
Nemrud, mal-mülk ve de servete ulaşmış,
İnsanlıktan çıkarak haddini aşmış.
İnkâr bataklığında şirke bulaşmış,
Hazreti İbrahim’le (as) şöyle tartışmış:
Meşhur görüşe göre Hazreti Üzeyir, (as)
Harap olmuş bir kasabayı etti seyir.
Düşündü; yer ile bir olmuş bu kasaba,
“Allah bunları nasıl diriltir acaba?”
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!