Leylaklar açacak az kaldı.
Selanik'ten doğumumu müjdeleyecekler sana.
Bir çingenenin kemanından dökülecek şarkım.
Belki de ayağı çıplak bir kız çocuğu mırıldanacak...
Ve sana getirecekler topladığım tüm papatyaları.
Bileceksin seni özlediğimi...
Kağıttan uçaklar uçuruyorum gökyüzüme,
Umut dolu, sevgi yüklü
Ama kağıttan.
Kartondan evler yapıyorum.
Kırmızı çatılı, mavi boyalı,
Çocuklar ve kediler oynuyor bahçesinde...
Yol olsa gitsem dedim dostuma,
Kor ateş olsa dedim yarim yaksa,
Ayrı düşler kursak dedim yan yana,
Hatta bir damacana şarap olsa dedim yanımda...
Güneşi beraber batırsak dedim aşkıma...
Sana aldığım mor çiçekler;
Solmazlar!
Onlar aşkından...
Kış geldiyse ne olmuş.
Yollarda çamur varmış,
Soğukmuş hava olsun!
Bir gün doğsa diyorum,
Hiç bitmese ve batmasa,
benim olsa güneş.
Bir çiçek açsan diyorum,
Kışa inat,
Kanat çırpsa martılarım,
Kimsenin postuna bürünmedim ki ben!
Yalan söyleyeyim Sana...
Evet ilk aşkım değilsin.
Ve son kavgam değil ki bu;
Paylaşmadan bilemezsin.
Özlemek, yanmak kolay!
Söylesene;
gün nasıl aydınlanır,
gecenin ardından,
güneş doğmadan.
Söylesene;
Yollar sana varmayacaksa,
Seni bekliyorum,
Kentinde, ümitsiz çırpınışlardayken,
Biliyorum gözlerin buğulu,
Kucağında, siyah-beyaz kedin,
Biliyorum benden iyi huylu.
Bir yol gittim,
Yayan, omuzum yüklü.
Kerpiçten evler arasından geçtim.
Arnavut kaldırımları da oldu
Ayaklarımın altında,
Memleketimden hediye.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!