Pera’dan Tünel’e sırtımda taşıdığım
Kırık bir aynayla arkama yaslandığım
Kendime sarıldığım ve kendime ağladığım
Dörtyüz günün dördünde saat dörde dört varken;
Zennure apartmanının önünde kırık bir mermiyle sigarımın başını okşadım.
Sırtımı duvara değil kendime dayadım.
Gürcü lokantasından madam Monika’nın sesi
Ve yaptığı badricani yemeğenin kokusu meşgul etmişken beş duyu’m dan ikisini
Kalan üçüyle hayatta kalmaya çalışan
Ben
Yani Asaf efendi
Bin yıldır bu sokakta bu apartmanın önünde
Bu turuncu şapkayla siyah yeleğin içinde
Yaşıyor gibiyim
Şehbender sokakta değilmiş meğer evim
Evim şehbender sokakmış
Kadınlar geçiyor evimden
Adamlar da geçiyor
Hem sarhoş geçiyor
Hep sarhoş geçiyor
Kadınlar ki kendilerini kaybetmişler
Beni görmüyorlar ben onları görüyorum
Ellerini görüyorum gözlerini görüyorum
Gözlerimle gözlerini süzüyorum kadınların
Apartman topuklarını duyuyorum
Onlar beni duymuyorlar
Görmüyorlar
Bilmiyorlar
Onlar sarhoş
Bense olanlardan sarhoş.
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 02:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!