Seninle eski bir çay ocağında rastlaşalım Sevarochka.
Demlik demlik doluşmak için çay bardaklarına.
Ya da bir 9:45 vapurunda martılara simit atarken merhaba'laşalım.
Vaktin olursa iki çay söyleriz eminönünde biri illegal.
Biz artarız, bardaklarımızda çay azalırken.
Mesela Sarayburnu'nda dalgaların ıslattığı bir bankta sabahlayalım,
Uzaktan boğazı görsün gözümüz.
Gülhaneden çiselen yağmur ıslatsın saçlarını.
İstanbulu dinleyelim tenimiz suyla kavi.
Konuşmayalım sevarochka,
Yüzünü görmek kâfi.
Çığlık çığlık susalim.
Ah sevarochka,
Kerbela susuzluğum benim.
Bir bilsen nasıl susuyorum sana.
Bir bilsen kaç nehir tüketir susuzluğum.
Ve bir bilsen kaç çığlık eder suskunluğum.
Sana susuyorum sevarochka.
Seni görsem konuşacağım.
Seni görsem bülbül kesileceğim biliyorum.
Gel sevarochka;
Üzerine henüz baraj düşünülmemiş bir dereden geçerek gel İstanbul'a.
Islansın paçaların/paçalarının ıslaklığıyla gel.
İstanbul sana hasret Sevarochka.
Ve ben senin olduğun bir İstanbul'a
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 03:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!