Hatalar el öper, ararım seni!
Yeteneğin âlâ, överim seni!
Ne müdahaleymiş! Kutlarım seni!
Webmaster, webmaster! Severim seni!
Sayaç yalpa vurur, taklalar atar!
Eller akılsıza, biz akıllıya
Hasretiz adeta; sonu hayrola!
Varsa bir sıkıntın, çözüm bulunur.
Yine wow’lıyorsun, bir şey mi oldu?
Yayvan ağzın garip ses çıkarıyor;
Nalıncı keseri gibi yontarsın
Her şeyi kendine; pek bastırırsın
Yavuz hırsız gibi ev sahibini;
Yanına kâr kalmaz, verir dersini!
Kefenin cebi yok, taşıyamazsın
Hani dünyanın merkezisin ya;
Her şey senin etrafında,
Seninle birlikte,
Sana göre
Hüküm sürmekte!
Kötülükten vazgeç, yazık edersin;
Ektiğini bir gün mutlak biçersin.
Son pişmanlığın hiç yarar sağlamaz;
Bu dünya sana da, bana da kalmaz!
Kıskançlıktan vazgeç, pek yazık olur;
Bir gün senin de gül yüzün mutlaka gülecektir;
Unutma ki her karanlık gecenin sabahı var.
Ortalık aydınlanacak, bülbüller ötecektir;
Bilesin ki her baharda yeniden canlanma var.
Mademki onca neden var; teselli bulman gerek!
Ölüler ve bebekler seçimde umut (!) oldu;
Yoksulluk, geçim derdi, nedense, unutuldu…
İşçi, memur, emekli, dul, yetim, esnaf mağdur;
Trafikte yeşil, ‘Geç! ’; kırmızıysa, mutlak ‘Dur! ’
Zanlı, tanık, müşteki, yargıç, savcı, avukat;
Kendin yazar, kendin okur; bir de puan verirsin;
Kendin çalar, kendin oynar; konfetiler serpersin!
Sen merkezci tutumunla kimseye pas vermezsin;
Arada boy göstererek yükseklere tünersin!
Dilden nasipsiz haldeyken tavırlar sergilersin;
Acı tatlı anılarla bu günlere kadar geldik,
En güç koşullarda bile özümüzü yitirmedik.
Sevdik, saydık, hoş gördük ve asla bencillik etmedik;
Dayanıştık ve üleştik; gölgemizle güreşmedik!
Bize bizden başka gerçek dost yok; düşmanımız pek çok!
Sağa, sola kanıp aldanmayalım;
Büyük balıklara yem olmayalım...
Kılıç, süngü, tüfek işe yaramaz;
Usunu kullanan kolay yok olmaz...
Bayrak, Kur’an için dayanışalım;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!