Küçük hesaplar yaparak hiçbir yere varamazsın;
Eski çamlar bardak oldu, hiç kimsesiz yapamazsın…
Fazla zorlama şansını, iş olacağına varır;
Havadan nem kapman yersiz, herkes adamını tanır...
Daima ileriye bak, yol kat etmek istiyorsan;
Öyle bir dalar ki devede kuduz
Umulmadık anda, sinir oluruz!
Kimseye kötülük etmesek bile
Çekeriz boş yere bir hayli çile!
Zamana, zemine kızmak boşuna;
Atatürk ilkeleri bizlere ışık tutar;
Cumhur, cumhuriyete her zaman sahip çıkar.
Biz halkız ve milletiz, cumhuruz ve devletiz;
Tarih boyunca coşan anlı şanlı Türkleriz…
Bize bizden başka dost yoktur, düşman ise çok;
Devlet-i ebed-müddet seksen sekiz yaşında;
Görkemli tarih yatar toprağında, taşında.
Türk-Müslüman yurdumun has havası bir başka;
Toprağın kokusu var suyunda ve aşında.
Daha nice yirmi dokuz ekimleri göreceğiz;
Yaşlandıkça kıymetini ta yürekten bileceğiz.
Allah, bu günleri bize aratmasın, ağlatmasın;
Dost yok denecek kadar az, tutsaklığı yaşatmasın!
Bin dokuz yüz yirmi üçte doğdu, neler gördü neler;
‘Şiir’ diye yine karaladım, bak!
Elimden gelen bu, fena sayılmaz.
Okuduğun için şükran duyarım;
Yorumu içinde, kafanı yorma!
Dışı hoş, içi boş güzeller gibi
Mahmut’um, Mahmut’um, güzel Mahmut’um!
Yıllarca gelmeni bekledim durdum.
Hasretin vuslata dönüşüverdi;
Yüce Rabbim seni bizlere verdi.
Yaklaşık otuz yıl geçti aradan,
Bir çıkarım varsa, seni ararım;
Mutlaka bulurum, hatır sorarım.
Seninle gülerim hem de ağlarım;
İşte ben böyleyim, hep rol yaparım!
Görmem, duymam, bilmem, hiçbir şey demem;
Sabırlı, saygılı ve tahammüllü
Olmayı öğretmek gerek gençlere!
Dikenine rağmen kaktüsü, gülü
Sevmeyi öğretmek gerek gençlere!
Gül dalına konan şirin bülbülü
Saçı uzun oğlanlar, bazıları küpeli;
Burnu boncuklu kızlar, modaya pek hevesli...
Dar pantolon, göbek şov, burnu sivri kundura,
Allı pullu gömlekler; referans, yazı tura!
Renk cümbüşü içinde akortsuz cırlak sesler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!