Dost bildiklerimi içten severim;
Özümde hisseder, acı söylerim...
Yalanı, riyayı hep reddederim;
Selâmın alırım, ‘Eyvallah! ’ derim.
Dost bildiklerime duâ ederim;
Bahtına küserek sakın ağlama,
Sahte dostluklara hiç bel bağlama;
Gülecektir bir gün senin de yüzün,
Yok olacak elbet keder ve hüzün...
Ne yaparsın, elden bir şey gelmiyor,
Sevilen, sayılan, yakın arkadaş
Hem de güvenilen hatta bir sırdaş,
Değeri bilinen, özde gönüldaş
Dosttur; bu tanımı pek iyi belle!
Düşman olmayana ille ‘Dost! ’ deme;
Gökyüzünde dolaşan melekler kadar güzel,
Esprisi, kişiliği iç açıcı ve özel,
Birlikteliği coşku, ortamı saygı dolu,
Söyleşisi anlamlı, yüreği sevgi dolu,
Duyarlı ve ayarlı tüm yaklaşımlarıyla,
Hâlâ yutuyorsun güzel R’leri
Marifetmiş gibi yineliyorsun!
İncelik, kibarlık taslıyorsun ya
Dili rendeleyip katlediyorsun!
Gel, diretmeyelim hata etmede
Dilim!
Seni dilim dilim yerim;
Ardından gülerim.
Dilim olmasaydı,
Seni konuşamazdım;
Dilin, dinin, ırkın, cinsin, inancın,
Rengin, şeklin, harsın ne fark eder ki...
Elbet can, beden ve ruhla insansın;
Yaradan’ımız bir, zaman mekân bir...
Bayrağın, ulusun ayrıcalığın;
Sabırlı, saygılı ve tahammüllü
Olmayı öğretmek gerek gençlere!
Dikenine rağmen kaktüsü, gülü
Sevmeyi öğretmek gerek gençlere!
Gül dalına konan şirin bülbülü
Saçı uzun oğlanlar, bazıları küpeli;
Burnu boncuklu kızlar, modaya pek hevesli...
Dar pantolon, göbek şov, burnu sivri kundura,
Allı pullu gömlekler; referans, yazı tura!
Renk cümbüşü içinde akortsuz cırlak sesler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!