Dal kapıya çarpar esince rüzgâr,
Postacı sanırım, gözlerim arar;
Sararmış, kıvrılmış bir yaprak uçar,
Âdeta el sallar, yârden haber var...
Kuş pervaza konar düşünce yağmur,
Dost parmak ısırır, yağı çekemez
İlle Ağustos’ta saymakla bitmez,
Yengilerle dolu şanlı tarihim;
Birlik beraberlik has özelliğim.
Kederde kıvançta hep paylaşanız,
Ivır zıvır konu olur,
‘Cuk! ’ oturur, şiir olur.
Hatta bazen yazı olur;
Olur, olur da kim okur…
Pire bazen deve olur,
‘Önce, sağlık! ’ deriz, pek aldırmayız;
‘Biraz varlık! ’ deriz, fazla koşarız…
Ortayı bulmayı hep arzularız;
Nedense, bir türlü başaramayız…
İyiyiz, güzeliz, zekiyiz fakat
Saygı varsa, sevgi bir anlam taşır;
Saygı da, sevgi de karşılıklıdır...
Korkudan sayarsan, bu saygı olmaz;
Böyle bir saygıdan sevgi de doğmaz...
Özüne saygısı yoksa insanın,
Övmeyesin sakın beni zira övgün sövgü gibi
Vermesin Allah düşmana bile dostu senin gibi
Çıkarırsın yukarıya âdeta asansör gibi
Bırakırsın birdenbire boşluğa ağır yük gibi
Yakından uzağa, kolaydan zora,
Somuttan soyuta doğru koşarız;
Yağmurdan çamura, doludan kara
Zamanla alışır, her an yaşarız...
Ufukta güneşi, çölde serabı
Doldurun, dostlar, doldurun,
Satırları hep doldurun;
Kaleminiz yazsın çizsin,
Yüreğiniz rahat etsin...
Doldurun, dostlar, doldurun,
‘Baş ağrısı! ’ deyip geçmeyin sakın;
Tırnağın ağrısa, canın orada!
İlacım her zaman bana pek yakın;
Ağrım sızım, yok ol! Şifa duada.
Bir baş ağrısı da kendinden menkul




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!