Yolunu şaşıran zatı tanırım
Çıkarı uğruna el etek öpen;
Gençken kahramandı, tırstı sanırım
Tüm hatıraları toprağa gömen!
Çamura saplanmış zatı tanırım
Yazmak istemezdim eeee üzerine,
Ikınıp sıkınan pek çok insan var.
Hata düzelir mi diye hep sabret;
Konuşmak ve yazmak sanattır elbet!
Sunucu, yorumcu, konuşmacılar
Eften püften konularda yazınca daha çok yorum
Alırım diye düşündüm; kaleme sarılıyorum.
Aşk, ekonomi, siyaset az şöyle dursun diyorum;
Yorumuyla mündemiçse, yorum da istemiyorum.
Anı, öykü, şiir, yazı bol miktarda okuyorum;
Hep ağır ve ciddi konu olmasın,
Okurun yüreği hüzün dolmasın;
Siyaset, şahsiyat yapmayı sevmem,
‘Eğlenceli, matrak olmasın!’ demem!
Baharla birlikte kışı yaşarız,
İki çeyrek yüzyıl geçti ömrümden;
Daha çok öğrenmek geçer gönlümden.
Bilirim ne zaman, ne soluk yeter;
Eğlerim özümü, kaçsın gam keder...
Öğrenmenin sonu yoktur, bilirim;
Çıkar hesapları alt üst ediyor
Dünyayı, insanlık hep yitiriyor
Özünü ve nice değerlerini;
Bir bir biçmekte tüm ektiklerini!
Kirlettik, yıprattık, isyan ediyor
Sen bende kalmadın çünkü yitirdim;
Karşılıksız aşkı çoktan bitirdim.
Artık herkes kendi yolunda gider;
Düşürme kendini, el âlem ne der?
Az kovalamadım gündüz ve gece;
Çıkmışlar ortaya, bağırıyorlar
Bağırıp çağırıp tepiniyorlar!
Küfürler, tehditler, asıp kesmeler
Sahibini bağlar, el âlem ne der?
Sanki savaş hâli, her yer toz duman
Türkçe, İngilizce iki bin kadar
Şiir, makale ve mizah yazım var.
Elbet yazacağım göçene kadar
Nasipse bir miktar kitap yapmak var!
Her yaşa, kültüre varana kadar
Elbet bir gün toprağa karışacağım;
Göçüp giden sevdiklerime,
Uçup kaçan düşlerime
Kavuşacağım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!