Rakamlara, harflere, desenlere, renklere
Yorum yapıp kandırma insanları boş yere
Yok, kahvenin telvesi, olmadı nar tanesi
Hiçbir anlam taşımaz düşlerdeki kaz sesi
Azaldık ve kaldık bir avuç insan
Hüzün el vermez ki anlatsın lisan
Milim şaşmaz ölçer, hassastır mizan
Kazık çakamazsın fânidir mekân!
O mekân ki dünya insanla dolu
Gideriz olunca emr-i Hak vaki
Adeta bir rüya bu dünya sahi
Güldürür ağlatır insanın hali
Sen de, ben de, herkes, dünya da fâni
Zevk u sefa içre sarhoş olmaya
Geldiler, gittiler, peki naptılar,
Diye sorarlar ki bunda haklılar.
Yediler, içtiler ve kâm aldılar
Şu fâni dünyadan ve kayboldular.
Coştular, koştular, hayır yaptılar
Görmedim yüzünü, olsun, fark etmez
Duymadım sesini, bu da fark etmez
Almadım kokunu, zerre fark etmez
Tanıyorum sanki seni bir yerden!
Tutmadın elimi, olsun, fark etmez
Gözleri velfecri okuyan m/adam!
Fark etmez yüreğin pirüpak olsa.
Meydan okumakta has bakışların;
Çekinir düşmanın, arkadaşların!
Delmekte sözlerin piz gibi yürek!
Şu senden, bu benden, acep o kimden
Diye ayrım yapıp değer yitirdik.
Zamanla soğuduk birbirimizden
İncittik, küstürdük, hayli eksildik.
Sorunlar çoğaldı dünden, bugünden
Ayrı düşüverdik birbirimizden
Her hâli anlardık gözlerimizden
Hiç kuşku duymazdık sözlerimizden;
Felek oyununu oynayıverdi!
Saygıda bilerek kusur etmezdik
Pire deve olmuş, görememişiz
Sinek canavarmış, bilememişiz
Sülük kan emermiş, hissetmemişiz
Beddua alanın feleği şaşar!
Sağır desek, değil, duyar isterse
Sor soruyu, al cevabı;
Yor kafayı, ver hesabı…
Ne günahı, ne sevabı
Kavramazsan, bil ki yandın!
Vurma essiz, çal çalgıyı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!