Dışın içini söyler, davranışın özünü;
Sevmez kimse hayrına kaşını ve gözünü.
Renklerin de dili var, desenler de konuşur;
Biraz yüz göz olunca ilişkiler kokuşur.
Gözlerim geçmişe şöyle bir daldı,
Yanımda ne anam ne babam kaldı;
Düşler ve özlemler kaçmasın benden,
Selam gelsin yeter kuştan ve yelden!
Acı biber bile o zaman baldı,
Allah’ın ilk emri, bizlere, ‘Oku! ’
Oku, mantığını hayli sık doku.
Sindirerek oku, beynin ışısın,
Ufkun genişlesin, kalbin ısınsın.
Ardından ikinci emir gelir ‘Yaz! ’
Zirvelerde zırvalar
Kulakları tırmalar.
Pek aşina suratlar
Yürekleri paralar.
Cüzdanlarla vicdanlar
Övgülerle, yergilerle dolu dizgin gidiyoruz;
Sorun bizim, çözüm bizim; biz her şeyi biliyoruz...
Dostumuzu sever, sayar; hasmımızı aramayız;
Yerimizi bilmiyorsak, hiçbir işe yaramayız...
Döner, dolaşır, geliriz çoğu zaman aynı yere;
Ciğerimi söktün, lânet olası!
Beni benden çaldın, keyiflen artık...
Varsa başka derdin, açıkça söyle;
Sakın yanlış yapma, rahat dur öyle...
Kanadımı kırdın, uçamam gayrı;
Sanırım anladın yaşam ‘lay lay lom’
İle sonsuza dek sürüp gitmiyor.
Yelkenler yırtılıp, dümen kırılıp,
Gemi su alınca çile bitmiyor!
Delikler yamanır, kırıklar tamir
Havada, karada, dağda, bayırda,
Irmakta, denizde, gölde, çayırda
Yayılmış, küfürle hayli ün salmış,
Hayal âleminde derine dalmış,
Menendi olmayan bir yaratıksın!
Tırnağın ağrısa canın orada
Halsizlik, sıkıntı gelir arada
Pek canlı olmak da bazen boşuna
Dertler bizim için, gitsin hoşuna!
Çilelerden kule ördüm orada
İnsanları kullanarak makamlara kurulanlar;
Duyguları sömürerek maddî kazanç arayanlar;
Fırsatları kollayarak çıkarını koruyanlar;
Bilsinler ki düzen böyle sürüp gitmez ömür boyu...
Kendi kusuruna değil, başkasınınkine gülen;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!