Selam verip sordum, ‘Hâlin nicedir?’
Şöyle bir bakındı, ‘Kahrım hiçedir!’
Aydınlık dururken karanlık niye?
Karanlık dost olur ‘Dost!’ diye diye.
Elbet her gecenin sabahı vardır;
Öyle güçlüymüşsün ki yıkamadılar seni;
Anlamak istediler, hiç anlayamadılar…
Fazla zeki değildin, lâkin hep kavrıyordun;
Aşırı gerçekçiydin, bahtına ağlıyordun...
Bu isyan olamazdı, ancak üzerdi seni;
Şiirde, yazıda nokta ve virgül,
Dikeni de olsa, âdeta bir gül
Misali güzellik ve anlam katar;
Önemsemeyenler yan gelip yatar!
Noktalama yoksa yorumlamak zor!
Hâlâ yan yana iki nokta
Hatta tren vagonları gibi ardışık noktalar
Koymaktasın satır sonlarına!
Nedir bütün bunlar?
Okuyanları trene bakanlar (!)
Akil düşün, çıldırmazsın
Büyük düşün, yok olmazsın
Cevval düşün, takılmazsın
Çoklu düşün, şaşırmazsın
Düşün hem de hızlı düşün
Bir lokma ekmek,
Bir yudum su
İçin tüm uğraşlar
Doğrusu!
Az eksik olsa sofranda
Aş;
Zülf-i yâre dokununca değişir sesinin tonu
Tane tane uyarınca gelir muhabbetin sonu
Büyük düşünemeyince isyan etmeye başlarsın
Öfkene de yenilerek kabına sığmaz, taşarsın!
Kaşlarını çatma öyle, bayramlık ağzını açma
Aksırmaya, tıksırmaya,
Hapşırmaya, kaşınmaya,
Salınmaya, yaşamaya,
Çıldırmaya, fıttırmaya
Da bir gün zam bekliyoruz!
‘Kabak! ’ mı diyorsun resmime bakıp;
Yoksa çok mu sevdin kafayı takıp,
Aşırı sıcağın içinde kalıp,
Aynısını sen de yapamaz mısın?
Bir taraftan eser arada rüzgâr,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!