Yuvası yıkık, kanadı kırık,
Suratı asık, dingili çıkık,
Bakışı alık, pergeli çarpık
İnsanları hep kullanıyorlar...
Çıkara koşan, parayla coşan,
Ya bir nokta ya da üç nokta vardır
Cümlenin sonunda, bu bir kuraldır.
İki nokta ise salt uydurmadır;
Bu böyle biline! Nasıl istersen!
Yazıyı, şiiri düzgün okutan
Sevdiklerim birer birer gidiyor;
Bir gün ben de terk-i mekân eylerim.
Zemin ağır ağır kayıp gidiyor;
Zaman kıkır kıkır gülse, n’eylerim?
İyi gün dostları yüze gülüyor;
Adaylar her yerde boy gösteriyor;
Seçim yaklaştıkça çok oy istiyor.
Bize zeki değil, akıllı gerek;
Akıl iş görmezse, neylesin yürek?
Çeneler daktilo gibi işliyor;
Selam verip sordum, ‘Hâlin nicedir?’
Şöyle bir bakındı, ‘Kahrım hiçedir!’
Aydınlık dururken karanlık niye?
Karanlık dost olur ‘Dost!’ diye diye.
Elbet her gecenin sabahı vardır;
Öyle güçlüymüşsün ki yıkamadılar seni;
Anlamak istediler, hiç anlayamadılar…
Fazla zeki değildin, lâkin hep kavrıyordun;
Aşırı gerçekçiydin, bahtına ağlıyordun...
Bu isyan olamazdı, ancak üzerdi seni;
Şiirde, yazıda nokta ve virgül,
Dikeni de olsa, âdeta bir gül
Misali güzellik ve anlam katar;
Önemsemeyenler yan gelip yatar!
Noktalama yoksa yorumlamak zor!
Hâlâ yan yana iki nokta
Hatta tren vagonları gibi ardışık noktalar
Koymaktasın satır sonlarına!
Nedir bütün bunlar?
Okuyanları trene bakanlar (!)
Akil düşün, çıldırmazsın
Büyük düşün, yok olmazsın
Cevval düşün, takılmazsın
Çoklu düşün, şaşırmazsın
Düşün hem de hızlı düşün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!