Uçan kuştan, esen yelden bile hesap sorar olduk;
Dalında gül kalmayınca gül gibi sararıp solduk.
Özümüzle barışıkken aynalara bakmaz olduk;
Dost kazığı yiye yiye hüzün ve öfkeyle dolduk.
Türkçede tek sese tek harf ilkedir;
Bazı ekler özgün kullanım ister.
Yanlış kullanırsak, gülünç oluruz;
Yazım kuralları böyle öngörür.
Cümlenin sonuna nokta, üç nokta,
Yiyin, hanımlar beyler, yerleşke çiftlik gibi!
Devletin malı deniz, yemeyen boylar dibi!
Aksırıncaya kadar hatta çatlayana dek
Yiyin, yarın geç olur, karnı tok görün dibi!
İçimdeki korla harlı yanarım;
Az heves, az arzu yeter de artar!
Özgün geldim, yine özgün giderim;
Maddede gözüm yok, hiç hırslanmadım.
Kalbimdeki korla harlı yanarım;
Pkk’ya yardım edecekmişsin;
Hem silah, hem para verecekmişsin;
Eğitmeyi ihmal etmeyeceksin;
Doberman, Liberman; ah, megaloman!
Rumlara da yardım edecekmişsin;
Hayat sanki ‘Lay-lay-lom’,
‘Hop trinom-trinom’...
Pek güzeldir ‘Bim-bam-bom’,
Vah ‘Şiribim-şiribom’!
Elinde cımbız, ayna;
Geçmişi, bugünü, yarını yoksa,
Sevgisiz yüreğin günü olmaz ki…
Aç ve açıktaysan, hepsi masaldır;
Kendini kandırman çözüm olmaz ki…
‘Bir varmış, bir yokmuş! ’ diye başlasa,
Hâlimi sorarsan, bende değilim;
Ağlamak ve gülmek gelir içimden...
Dünyayı kurtarmak bana mı kaldı;
Kimse gelmez coşsam, koşsam peşimden...
Her şeyi bilirsin, ne danışırsın;
Olmak istemem keçi yoksa ortada koyun
Sunulsa da kuş sütü çıkar boşa her oyun
Ararım hep kadrimi, yaşamam ki karnımdan
Az ise davul zurna, öleyim mi kahrımdan?
Daha dün başlamış gibi yaşıyorum bu mesleği,
Bakarak çok gerilere dalıyorum hayâllere...
Öğretmenim, öğrenirim; bilimdir güçlü rehberim.
Öğretmenim; hem öğrenir, hem de güzel öğretirim.
Çeyrek yüzyıl öncesinde girdim bu kutsal mesleğe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!