Çakal, insan suretinde bir çakal görse,
Çakallığı bırakırdı mümkün olsaydı;
Yaranmak için el öpmek bir faziletse,
Yaranmak isteyenden fazilet kaçardı...
Tilki, insan suretinde bir tilki görse,
İyilik etsen, yolunu şaşırırsın;
Elini versen, kolunu kaptırırsın...
İleri gitsen, akıl karıştırırsın;
Yorma kafanı, kendi hâline bırak...
Bir selâm versen, borçlu çıkıverirsin;
Geldik, gidiyoruz. Ne zaman, nasıl;
Bunu bilmiyoruz. Öyle bir fasıl
Ki yaşadığımız, özünde asıl
Olan varlığımız ve inancımız.
Yoktuk, şimdi varız. Yarın n’olacak;
Aklın zembereği kurulur her an
Çarkın dişlileri duraksamadan
Çalışır, arada birden yavaşlar;
Hüzün ve sıkıntı benliği kaplar!
Hüznü, sıkıntıyı irade gücü
Bayrak, Kur’an, vatan aşkıyla yanan
Yüreklerde yaşar coşkusu her an
Tüm zaferlerin ve cumhuriyetin,
Türk ve Müslüman’a has hürriyetin...
Ta orta Asya’dan çıkıp da geldik;
İçerde köstebekler, dışarda çekirgeler
Her zaman fink atmakta ve zıp zıp zıplamakta!
Varsa bunun izahı, yapmalı ilgililer;
Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler...
Toprağı kâh kazarlar, bazen de eşelerler;
Eyledim sarf-ı nazar nefsâniyyetten
Badehâ verdim zarar mecbûriyetten.
Bilirim muhâtabım ol necis-ül ayn
Hisseder mütesellî tarîkile gayn...
Bedihî ol zevâtın garaz-ı aslî




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!