Uçan kuştan, esen yelden bile hesap sorar olduk;
Dalında gül kalmayınca gül gibi sararıp solduk.
Özümüzle barışıkken aynalara bakmaz olduk;
Dost kazığı yiye yiye hüzün ve öfkeyle dolduk.
Türkçede tek sese tek harf ilkedir;
Bazı ekler özgün kullanım ister.
Yanlış kullanırsak, gülünç oluruz;
Yazım kuralları böyle öngörür.
Cümlenin sonuna nokta, üç nokta,
Yiyin, hanımlar beyler, yerleşke çiftlik gibi!
Devletin malı deniz, yemeyen boylar dibi!
Aksırıncaya kadar hatta çatlayana dek
Yiyin, yarın geç olur, karnı tok görün dibi!
İçimdeki korla harlı yanarım;
Az heves, az arzu yeter de artar!
Özgün geldim, yine özgün giderim;
Maddede gözüm yok, hiç hırslanmadım.
Kalbimdeki korla harlı yanarım;
Artık arama beni;
İstemiyorum seni...
Duymayayım sesini,
Görmeyeyim çehreni,
Bir an arama beni...
Yaptığın iş aynandır, fazla söze gerek yok;
Cümle âlem hayrandır zira gözün gönlün tok…
Yalanlarla boğuştun, dokuz köyden kovuldun;
Duruşun hep güçlüydü, erdemlerle yoğruldun…
Kılıç kesmez yiğidi, bir acı söz öldürür;
Yanlış hesap insanı ta Bağdat’tan döndürür…
Bazen isabetsiz söz ocak bile söndürür;
Varsın, yiğit yaşasın, kimse zorda kalmasın...
Yiğitlik yarışında herkes oldukça şahbaz;
Geldik, gidiyoruz. Ne zaman, nasıl;
Bunu bilmiyoruz. Öyle bir fasıl
Ki yaşadığımız, özünde asıl
Olan varlığımız ve inancımız.
Yoktuk, şimdi varız. Yarın n’olacak;
Aklın zembereği kurulur her an
Çarkın dişlileri duraksamadan
Çalışır, arada birden yavaşlar;
Hüzün ve sıkıntı benliği kaplar!
Hüznü, sıkıntıyı irade gücü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!