Geldik, gidiyoruz. Ne zaman, nasıl;
Bunu bilmiyoruz. Öyle bir fasıl
Ki yaşadığımız, özünde asıl
Olan varlığımız ve inancımız.
Yoktuk, şimdi varız. Yarın n’olacak;
Aklın zembereği kurulur her an
Çarkın dişlileri duraksamadan
Çalışır, arada birden yavaşlar;
Hüzün ve sıkıntı benliği kaplar!
Hüznü, sıkıntıyı irade gücü
Bayrak, Kur’an, vatan aşkıyla yanan
Yüreklerde yaşar coşkusu her an
Tüm zaferlerin ve cumhuriyetin,
Türk ve Müslüman’a has hürriyetin...
Ta orta Asya’dan çıkıp da geldik;
İçerde köstebekler, dışarda çekirgeler
Her zaman fink atmakta ve zıp zıp zıplamakta!
Varsa bunun izahı, yapmalı ilgililer;
Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler...
Toprağı kâh kazarlar, bazen de eşelerler;
Eyledim sarf-ı nazar nefsâniyyetten
Badehâ verdim zarar mecbûriyetten.
Bilirim muhâtabım ol necis-ül ayn
Hisseder mütesellî tarîkile gayn...
Bedihî ol zevâtın garaz-ı aslî
Daim iyimser ve iyi niyetli olmak isterim;
Hiçbir şey yapamasam da hayrına dua ederim.
Elbet bir insan olarak ilgi ve saygı beklerim;
Beni gözden çıkaranı yüreğimde yok ederim!
Hiç karşılık beklemeden iyilik etmek isterim;
Kendimize yeteriz; yoktur bir eksiğimiz
Haddimizi biliriz; yoktur bir dileğimiz
Herkesten çok biliriz; yoktur bilmediğimiz
Do, re, mi, fa, sol, la, si; yoktur bizim gibisi!
Sayarız ve severiz; hoşgörü gösteririz
Evlenin çocuklar, bir yuva kurun;
İşsiz olmanızın hiç önemi yok!
Kızılay bir çadır ile aş verir;
Az çocuk yapmaya hiç iznimiz yok!
En az üç çocukla katkı sağlayın;
Buz gibi ortamlarda buram buram terleyen,
Cehennem sıcağında serçe gibi titreyen,
Sığındığı limanda kurtarıcı bekleyen,
Yitmemiş umutlarla çırpınan yolcularız!
Darlıkta var olanla yetinmesini bilen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!