Boyun eğilir
mi
haksızlığa
kaldırdık ellerimizi
ulaşsın diye parmaklarımız yıldızlara
oyunlar var oyunların içinde
fark edene
etmeyene aşk olsun
adam ölür derelerde
dereler de
yaşamaksa,
yaşadık bu dünya da,
bazen,
dağıldı saçlarımız rüzgarda.
karıştı sesimiz
bana
anlatmayın bu masalları
okudunuz mu bilmiyorum
hayatın gerçek sayfalarını
yedi yaşında sararan yapraklar mı
altı aylık dökülen meyvalar mı
bırak açıkta kalsın
güzelim memelerin
görsün
güneşi yeli
desin
ben varım şimdi
Büyük bir dehlizden geçiyorduk
Her yan karaya boyanmış
Kara
Kap kara
Işığa hasret kalmış gözlerimiz
utanmazlar,
utanmıyor.
utanç,
utanç olmaktan utandı...
soytarı bile olamadılar,
Vatan
Satılmazdı.
Sattılar.
Bir avuç genç karşı çıktı.
Umuttu, ışıktı gençler,
Kıydılar!
Sedat Umran ve Şiir
Sedat Umran'ın şiirini okurken, okuyucunun başta; sıradan mısra okuduğu zannından ayrılması gereği vardır. Bu kanıya Lekeyi okuması için verdiğim bir arkadaşıma iki gün sonra "Nasıl diye" sorduğumda, kendisi, şiirlerin sıradanlığından bahsetti. Kendisine şiirleri daha dikkatli okuması tavsiyesiyle bir öneride bulundum. Bu öneriden bir hafta sonra yanıma "topala" büyülenmiş olarak geldiğinde, kendisine: "ben sakızı, sakız diye mi okudun " dedim. O, "evet" dedi. Oysa sakızı, sakız olarak algılamanın ötesinde bir düşün derinliğine okuyucunun dalması gerekir. Aksi takdirde, Sedat Umran'ın şiirini kavramak mümkün değildir.
Sedat Umran'ın şiirlerinde eşyanın metafiziğini anlattığı söylenmektedir. Bu doğru. Ancak; şair, eşyanın metafiziğinde Dünya'nın realitesini gizlemeyi çok iyi dillendirmektedir. Öyle ki, Balya şiirinde; ay ay ödenen hesaplar, paranın birike birike kişiye büründüğü derken, burada balya konu itibarıyla metafizik olmaktan çıkmış, direkt 20. yüzyılın sömürü düzeninin nasıl acımasız bir formülle toplumda bireyi nasıl sömürdüğünü, bankacılık, düzenin ve ekonomi denen kavramın kişiyi nasıl kişiliksizleltirdiğini, insanın daha yaşamadan, yaşamın başlangıcında: Ölümün o kapkara soluğu gezinmiş aynalarda,Görünüp kayboldular yarasalar gibi. Yaşamın bir aynaya bakmak gibi bir şeye büründüğü, gerçek yaşamla bir illiyet bağının kalmadığını şairin kendisinin bunu fark etmesinin ötesinde, toplumdan nasıl uzaklaştığını, kendi değer yargılarının çok daha üstlerde olduğunu, Devin Uyanışında sergilemektedir. Şöyle ki; ruhunu küllerinden sıyırarak, alışkanlıklarını değiştirerek ve bunu da gözlemleyerek kendini yenilediğini:
İrkildi görünce büyüyen gölgesinin
Kapladığını boydan boya gökyüzünü
Duydu kanında özgürlüğü
sayıkladı
yıllar ötesinde kalmış anılarını
bağrına basmaya çalıştı
acılarını




-
Cihat Barış
-
Muzaffer Akın
-
İbrahim Tetik
Tüm Yorumlarkutlarım hayatın acı acayip yönleri çok duyarlı kaleme sağlık. rabbim rezillikten ırak eylesin P:PEHLİVAN
kutlarım güzel anlamlı bir şiir okudum tam puan ben PERİHAN PEHLİVAN her yorumda başka ad çıkıyor az önce başka şiirlere yorum yaptım sizin isminiz çıktı şimdi size yorum yapıyorum bu seferde başkasının ismini görüyorum on günü aşkın antoloji bu işi düzeltemedi.
anlamlı olmuş. sevgive ayrılık güzel vurgulanmış. kaleme sağlık.Perihan Pehlivan.