Girince bir savaş eri sustu pek içerisi
Parıldaktı göğsündeki yıldızlar ışıl ışıl
Kanlı damlalarla bezenmişti yeşil giysisi
Başındaki bez de pırıl pırıl yaştı kıpkızıl
Bez içinde kalıp başı kanla boyanmış saçı
Parmak uçlarını sarartmıştı eskimiş tütün
Kim bilir kaçı gitmiş de gelenler olsun kaçı
Yorulmuştu yaşantıdan savaş eri büsbütün
Görmemişti bura savaş kokan eskiden beri
Bir de bunun başında var ıpıslakça kızıl bez
Atılganca topladım içimdeki sözcükleri
Konuşmak istedim böyle birisiyle ben ilk kez:
"Bizim buralara bütün savaşmayanlar uğrar
Uzun süre geçti bir er buralara bakalı
Bir vuruşla belindeki bıçak ağacı doğrar
Bugün neler yaşandı da kırkamadın sakalı?"
Benim sesi duyunca döndü başı pek ivedi
Damakta yandırınca tütmecini bana dedi:
"Benzese de güzel güne tütmecimin şen közü
"Gözlerimin önündedir anamın ağlar gözü..."
Anılar anlatırken o bakıp geçen dünlere
Yeşil giysisinin bütün düğmelerini söktü
Tokuştu bardaklarımız daha güzel günlere
İçkisini dikemeyip dibini yere döktü
Baktı gözümün içine, ter aktı tepesinden
İçkinin akçesini sunguya bırakıp itti
"Sonu güzel ola" dedi, ürktü kendi sesinden
Bir öksürük patlatıp ardından ayıldı gitti
Kendi kendime ben dedim savaş eri gidince
Uygarlık olmuş yine de saçma sapan olaylar
Başlamaz umarım dedim başkası bu bitince
Girdi birden içeri pek mutluca toy subaylar
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 02:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!