Adını söylediğimde
şehir hafifçe yer değiştirirdi.
Bir kuş,
kafesini unuturdu önce;
sonra ben,
kendimi.
Odama sinen kokun,
eşyaların değil,
zamanın üzerine bırakılmış bir izdi.
Bir saç telin,
omzumda beyaz bir çiçek gibi
günlerce konuşmadan dururdu.
Seni tanımayanlara seni anlatmak,
yağmura denizi tarif etmekti.
Eksik kalırdı bütün cümleler.
Bir caminin avlusunda
taşlar sessizleşirdi adını düşününce.
Bir kule,
güvercinlerini yitirirdi.
Ben ise
kalbimin en tenha yerine çekilirdim.
Sana gelmek,
biraz senden uzaklaşmaktı.
Çünkü aşk,
yaklaştıkça büyüyen
en uzun mesafeydi.
Gece,
başkasının karanlığı değildi benim için;
yalnızca sensizliğin
üstüme örttüğü ince bir örtüydü.
Bütün filmlerde
başrolü sana verdim.
Hiçbiri sen olmadı.
Perde kapandı,
ışıklar söndü,
ben yine seni seyrettim.
Kelimelerim zengin değildi.
Ama sana yaklaşınca
yoksulluk bile güzel dururdu.
Sevmenin bir idam olmadığını
sen öğrettin bana.
İnsan bazen
en çok yaşamak için
kendinden vazgeçermiş.
Sana bakmak,
büyük bir yüreğin sessizliğiydi.
Seni sevmekse
koca bir şehirde
adresini bilmediği hâlde
eve yürümeye devam etmek.
Ve gözlerin...
Bir gün ansızın açılsa,
ben yeniden
dünyaya inanırdım.
Yine dünyayı ayaklarına sererdim
gözlerine bakınca
Kayıt Tarihi : 30.06.2026 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!