Sana bağlanmanın acısı var içimde,
Öyle büyük bir acı değil belki,
ama insanın içine yerleşen,
gecesine karışan,
sabahına uyanan bir şey.
Sana bağlanmanın acısı...
Seni sevmek ne zor şeymiş,
Bunu seni severken öğrendim.
Sevdiğim insanla değil,
etrafında dolaşan sözlerle,
başkalarının aklıyla,
başkalarının korkularıyla,
başkalarının kurduğu cümlelerle de
mücadele etmek...
Bizim meselemiz neydi ki?
Bir bakış,
bir susuş,
bir yanlış anlaşılma,
birinin söylediği küçücük bir söz
Sonra o küçücük şey
gelip kocaman bir duvar gibi
ikimizin arasına dikildi.
Ve ben her defasında
o duvarın karşısında seni düşündüm.
Sana bağlanmanın acısı...
Yürek bağlanınca bir kere
Seven sevdasının bir gününü bile
kendi hayatının parçası sanıyor.
Bir telefonun susması
bir akşamı eksiltiyor,
Bir kelimenin değişmesi
bütün gece uykuları alıyor.
Eskiden olsa
“Boş ver,” der geçerdim.
Şimdi diyemiyorum.
Çünkü sana bağlanmanın acısı var.
Senin canını sıkan şey
benim de canımı sıkıyor.
Senin uzaklığın
benim odamda büyüyor.
Sen sustukça
ben kendi içimde
bin tane ihtimal konuşuyorum.
Hâl bu ki; mesele
sandığımız kadar büyük değil.
Belki bir söz yanlış yere gitti,
belki birileri bir şey anlattı,
belki biz birbirimizi
biraz fazla ciddiye aldık
başkalarının anlattığı yerlerden.
Ama aşk böyle bir şey işte...
Küçücük bir taş
ayakkabının içine giriyor,
yürüdükçe ayağını acıtıyor,
insan da yolu suçluyor.
Ben yolu suçlamıyorum artık.
Ben seni seviyorum.
Sana bağlanmanın acısı bu.
Vazgeçmek istesem
neden vazgeçeceğimi bilmiyorum.
Kalmak istesem
neyi düzelteceğimi bazen ben de bilmiyorum.
Ama biliyorum:
İnsan sevdiği birinden
kolay kolay vazgeçemiyor.
Ask hayatına girmez sadece;
hayatının bir yerine oturur.
Sonra sen nereye gidersen git,
hangi şehre,
hangi kalabalığa,
hangi geceye sığınırsan sığın,
Sevdigini de yanında götürürsün.
Sana bağlanmanın acısı...
Ben seni severken
yalnız seni sevmedim.
Seninle yaşayamadığım günleri,
sana söyleyemediğim sözleri,
yarım kalan cümleleri,
birlikte kurulmamış sofraları,
gidilmemiş yolları da sevdim.
Belki en çok da
olabilirdi dediğim şeyleri sevdim.
İşte insanı yoran biraz da bu.
Aşkın karşısında
büyük engeller yok.
Bir yanlış anlama var.
Bir gurur var.
Birinin kulağına söylediği
yersiz bir cümle var.
Bir de iki insanın
aslında birbirini çok severken
birbirine anlatamadığı şeyler...
Bütün bunların arasında
ben yine sana bakıyorum.
Kırgınsam da,
yorulmuşsam da,
bazen kendi kendime
“Artık yeter,” desem de...
Sana bağlanmanın acısı
beni yine sana getiriyor.
Ne tuhaf değil mi?
Kaçmak istediği yerden
başka gidecek yeri olmadığını anlıyorsun.
Benim de baska yolum yok.
Sana bağlanmanın acısı var içimde.
Bu acının içinde
garip bir güzellik de var.
Çünkü seni sevmek
kolay değildi hiçbir zaman.
Kolay olsaydı
Bu kadar derin olmazdı.
Ben seni
her şey yolundayken değil,
her şey birbirine karışmışken de sevdim.
Başkalarının sözleri arasında,
yanlış anlaşılmaların içinde,
küçük meselelerin büyüdüğü günlerde,
suskunluğun uzadığı gecelerde...
Yine sevdim.
Ve galiba büyük imtihanım da bu:
Sevdiğim kişiden değil,
sevgisimin önüne çıkan
gereksiz şeylerden vazgeçmemek.
Ben vazgeçmedim.
Çünkü sana bağlanmanın acısı
vazgeçmekten daha ağır değil.
Sana bağlanmanın acısı...
Benim biraz da
seni kaybetme korkumdur.
Biraz özlemimdir.
Biraz sabrım.
Biraz da
her şeye rağmen
“Biz hâlâ buradayız”
diyebilme ihtimalimdir.
Ben senden kusursuz bir aşk istemiyorum.
Sadece
başkalarının büyüttüğü küçük şeylerin
bizim sevgimizden daha büyük olmamasını istiyorum.
Çünkü seni seviyorum.
Hem de
vazgeçmenin kolay olduğu yerden değil,
kalmanın can yaktığı yerden.
Sana bağlanmanın acısı bu...
Ve ben,
bu acıya rağmen
hâlâ sana bağlıyım.
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 13:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!