Sayburçtan geçer kervan yolları
Insanları sarmış aşkın dalları
Gençleri aşık insan hakları
İhtiyarları daha yüksek akar suları
Yıkılmış kalmamış bütün hanları
Sayburç'tan geçer kervanlar yolu,
Çiçeği seyrek, pembedir gülü.
Rastgelse, öterdi aşkın bülbülü,
Daha ötmez, tutulmuş dili.
Kuş'un şehridir, zamanla göçmüş,
Sayburç’ta güzel çok, sen gel dolaşma.
Şirin, canını yorma, uğraşma.
Ne gördün, ne duydun, sakın bulaşma.
Dost var, düşman var, derdi paylaşma.
Sayburç’ta güzel çok, sen gel dolaşma.
Kervan yolu geçer sayburç içinden
Hayratları yolun sağında solunde
Roma kuyusu yolun dibinde
Bir güzeli var görsen aklında gider elinden
Sen içimde kurdun bir kale
Sayburc'a bakar, bakar gözüm yaşlanır
Ayakta duramam oturur taşa yaslanır
Gönül çağlar fırat nehri gibi akar dolanır
Şirinsin sayburç senin için saçta sakalda yolanır
Sayburc'a bakar bakar gözüm yaşlanır
Bütün gönül yolları çıkar Sayburç'a,
Ne ömrünü tüket, ne gençliğini harca,
Derdi olanlar gelir ilaca,
Eserler mevcut, her derde inanca.
Dünya yapısında açılmış aşk kapıları,
Sayburç'ta Kral tacı,
Bilene bilmeyene gönül ilacı,
Bana acımazsın, talihe acı,
Gel paylaşalım kardaşla bacı.
Sayburç'u sorarsan, dünyanın ipucu,
Bu ayrılık bize büyük bir zulüm,
Yarı yolda kaldım, kırıldı belim,
Batağa girdi, gidiyor yolum,
Dünya bize oldu mezarsız ölüm.
Aşıkların sonu bilmezdim ölüm,
Ozan Salih'in biter mi derdi
Sayburç beni sürgüne verdi
Dert sofrasını içime serdi
Ben çürüdüm bari sen alma derdi
Sevenler hep murada erdi
Zalim bir derttir, bulunmaz çara,
Dermanı yok, bu nasıl yara?
İlaç da, merhem de etmiyor para,
Kimse olmasın Sayburç’ta yara.
Ata yurdumuz, hepsi manzara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!