Musa, Filistin'den sürgün oldu, çıkmıştı ferman,
Yarası derindir, bulunmaz derman.
Lazım oldu, Harran’a gidecek kervan,
Şuayb, Soğmatar’da arıyor çoban.
Soğmatar’a doğru gidiyor kervan,
Musa küstü Filistin'e,
Düştü yola, derman arıyor derdine.
Soğmatara vardı, Şuayb iman ehline,
Şuayb çoban arıyor köyüne.
Şuayb, Musa'ya asha verdi hediye,
Öter bülbül, güle yakın,
Gülsüz bülbül ötmez, bakın.
Ateşin beni yakarsa, yakın,
Sen gelme, söndürme sakın.
Bir çiçekti, güle yakın,
Yazı yazmak zor değil bana
Suat hocam benzemez her insana
Bir ekmekle kuru soğana
Baldan çok tatlı gelir Ozana
Dana koç sözü olmaz sana
Demem gazi demem zâhid
İşte temel işte nahit
Ozan salih gördü yazdı
Gerçek karar hakka ait
Ozan salih gördü izi
Esiyor Şanlıurfa'nın serin havası
Geliyor mersav aşiret reisi ağası
Misafirperverdir geniş abası
Düşenlerin dostu fakir babası
Karataş sağlam maden siyah karası
Şükrü ağa'nın işçileri
Çok zor oldu işleri
Bol bol fıstık yiye yiye
Ağrıyor sızlıyor dişleri
Şükrü ağa'nın işçileri
Sevgiler neden acıda ekşi,
Sormadan bilinmez yarayı deş ki,
Sevmekle bulunmaz Yusuf'un aşkı,
Para ile alınmaz Süleyman köşkü.
Kadere yazılmış tatlıda ekşi,
Hasretine dayanamadım düştüm yollara
İnsaf merhamet lazım kullara
Destan ettin beni dillere
Sevmesende bari atma yerlere
Sana geleceğim düştüm yollara
Sayburç köyü düzdedir, düzü biraz eğridir,
Hayratların suyu var, sanki Fırat Nehri'dir.
İşgal edilmiş tarihi Roma kuyusu,
Gelen gören desin ki, inan doğrudur.
Aşağıda kalır tarihi kuyu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!