Ne Sayburç belli ne kurulalı,
Seni sevdim seveli gönlüm yaralı,
Göğsüme vura vura aşmış kuralı,
Sinemi delmişim gönlüm yaralı.
Ne Sayburç belli ne kurulalı,
Gel hele ağlama, Sayburçlu kızı,
Zaten derdim çok, ağlatma bizi,
Alnına çizilmiş, kalemin izi,
Körolsun şeytanın o diğer gözü.
Gelinlik giymiş, Sayburçlu kızı,
Sayburçluyum, sayburçluyum.
Sevdim, sevmesem suçluyum.
Saramam ince belini.
Ramazandır, oruçluyum.
Sayburçluyuz, sayburçluyuz.
Bize çevrilen bu dolaba,
Başımıza örülen çoraba,
Osmanlı da büyük kasaba,
Bin dokuz yüzlerde haraba.
Sana vurgunum, Sayburç, yine merhaba!
Tabir olmadı Sayburç rüyası
Açıktır aslan figürleri kral arası
Nerede kraliçe çeyiz odası
Zavira Zindanı serbest tabir olsun rüyası
Kral figürü var nerde kabiri
Ne zaman olur Sayburç'un sözü
Ozan Salih senden başkasını görmüyor gözü
Alıp kaçacaktı kırıldı dizi
Genç yaşta bizi ettin alemin sözü
Yeter Sayburç çok ağlattın bizi
Doğruyu yanlışa katmak bilmiyor
Yırtık resmini atmak bilmiyor
Severse sensiz yatmak bilmiyor
İnsanlar satılmaz satmak bilmiyor
Derdini herkese açmak bilmiyor
Şair, şirin sözü yakmaz,
Yağlı boya sürer, kalkmaz.
Derdi söyler gül dalında,
Bülbül yanar, gülü yakmaz.
Dertli dinler, dertsiz takmaz,
Kar olup yağsam ince ince,
Kıyamam güzele, kıyamam gence.
Sinemi parçalar Sayburç denince,
Ağlasın Sayburç'ta o beli ince.
Dert çok, anlatamam ben ince ince,
Sayburç'tan geçer kervan yolları,
İnsanları sarmış aşkın dalları,
Gençleri aşık, insan hakları,
İhtiyarları daha yüksek akar suları.
Yıkılmış, kalmamış bütün hanları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!