Urfa dediğin çok eski şehir
Doğusu ova, batısı nehir
Harran pamuk, bozova fıstık, suruç kenevir
Vatanımıza göz dikmiş bu zalim kafir
Harran'da buluştu Adem ile Havva
Şanlıurfa fıstığı
Olmaz yare susup köstüğü
Urfa fıstığı yiyenler
Artar dostların dostluğu
Fıstık ağacı demek
Şanlıurfa gençleri,
Gönlü seçer gülleri,
Güzele kavuşanlar,
Arar geçmiş günleri.
Düşerse bir serseri,
Urfa yolu, Sayburç'tan geçer,
Antep yolu, Sayburç'tan geçer.
Aşıkların hepsi bir güzel seçer,
Sayburç'ta sevenler hayalle geçer.
Aşıkların hepsi kalkar, düşer,
Bilmem, ne oldu bize,
Nazar değdi ikimize.
Gönül dayanmıyor sensize,
Gel Şanlıurfa, yeter bize.
Ne kavuna, ne karpuza,
Gün sarardı yine güneş batiyor
Sarı mağaranın önünde keçiler yatiyor
Ozan salih uzanmış uyku gelmiyor
Sarı mağaranın dikenleri yine batiyor
Bir başımayım karanlık çöktü sarı mağara
Tarihi Sarı Mağara,
Ahır olmuş hayvanlara, davara.
Tarih fayda etmiyor fukaraya, ne çara?
Yalnızlık zor, sorun Şeğhem'e, sorun bekâra.
Ben yalnız, sen yalnız, Sarı Mağara.
Böyle baktıkça boyuna yıkılıksın karışıksın
Sanki yoksun bu dünyada ya mecnunsun ya aşıksın
Bakiyorsun garip garip küskün müsün barışıksın
Böyle sarıldın boynuma diken misin sarmaşıksın
Şahin oldum uçtum yüksek kayalara
Şanlıurfa'dan çıkarım Antebe doğru
Etrafa bakar, bakar giderim
Sayburç bensiz ben sayburçsuz nasıl ederim
Sayburc'a bakar, bakar akar gözlerim
Bu dünyanın derdi çok geldim çekerim
Yedi beni Sayburç tutkusu,
Yedi beni bu güzelin duygusu,
Yedi beni gözlerimin gelmez uykusu,
Sayburc'un aşkı, kral sevgisi.
Sayburç'ta kral var, yoktur sergisi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!