Gönlümün külünü rüzgâra verdim,
Savrulup gittiğim yelleri bilsen.
Bin yıllık sabrımı bir kâra verdim,
Yıkılıp kaldığım yerleri bilsen.
Gururu zırh yaptım, sustu dillerim,
Kırıldı dalımda taze güllerim.
İçime gömdüğüm nice kederim,
Bir bir dile gelse, hâllerimi bilsen.
Coşunca içimdeki selleri bilsen,
Yangın olur gece, yolları bilsen.
Bir sevda saklıdır içimde hâlâ;
Yıkılır dünya… hâlleri bilsen.
Sırrımı vermedim ne dosta ne yâra,
Her gece düşürdüm aklımı dara.
Kendi ellerimle açtığım yara…
Ruhumda sızlayan telleri bilsen.
Mecnun’u anlattım, “kumdur” dediler,
Kerem’in yandığı “mumdur” dediler.
Ferhat’ın feryadı nedir, dediler;
Coşunca içimdeki selleri bilsen.
Coşunca içimdeki selleri bilsen,
Yangın olur gece, yolları bilsen.
Hicranın o soysuz saltanatını
Yıkar da geçersin… yolları bilsen.
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı acılar anlatılmaz; insan onları yıllarca içinde taşır. Gurur susmayı öğretir, zaman yarayı örter ama içten içe akan o nehir bir gün mutlaka kendine bir yol bulur. “Saklı Feryat”, dışarıdan güçlü görünen bir insanın içinde büyüttüğü sevdayı, kırgınlığı ve yıllarca susturduğu sesi anlatıyor. Mecnun’un, Kerem’in, Ferhat’ın hikâyeleri herkesçe bilinir; fakat insanın kendi içinde verdiği savaş çoğu zaman kimse tarafından görülmez. Bu şiir, işte o görünmeyen yangının; söylenmeyen sözlerin, içe gömülen kederlerin ve yıllarca saklanan bir feryadın sesidir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!