Ey câhil,mâsumun âhı,Mevlâ’ya ulaşır elbet,
Yakındır,târihin kanı,sana da bulaşır elbet.
***
Not: İsrâil,ibrânice Abdullâh’la aynı mânâdadır.
Doğmak emânet etmektir cânı cenâzeye
Ölmek geri almaktır cenâzeden o cânı
Ey ömür! Gâipten geldin ki,”anlayın” diye
Baş başa koyarsın cenâzeyle kabristanı!
* * *
ne cân isterim doğmak için senden
ne dönmek için kabre bir işâret
ne de geniş yer,bir karış üstünden
yeter ki,toprağı sevginle vâr et.
Korktun,titredin hışmından,az biraz sus,
Kimsen yoktu gördüm,kendinden usandın.
Derken,ağlayıp yalvarmışsan da mahsus,
Şeytan benliğinden kurtuldun mu sandın.
Nefsindir ki durmaz,mesuldür günahtan,
Gözlere can da versen,ten rengisin hem betim,
Hem de çekip gidensin can vermeden heybetim.
* * *
Az çok insandın;
Yer aldın hayatın solunda veya
Sağında
Umursamazdın hiç kimseyi
Yok derdin: ‘’Hak,hakikat,hepsi boş’’
Yaşamana bak,dilediğin kadar şimdi…
Koyarlar günâhı bir kuru dala,
Gözlerin görmez de meyve sanırsın.
Atanlar abdâlsa kanan budala,
Kâmili,gafili böyle tanırsın
Işıktan bir tepeydi sanki
Dün gece gördüğüm o yer:
Serviler içinde bir ay ışığı
Bir temiz suretti,besbelli ki.
Islaktı henüz toprağındaki hüznü
Dökülen yaşlardan mı? Kim bilir?
Sevdim demek dile mahsus,
Seven olmak yürek ister.
Çiçek vermek ele mahsus,
Gülsüz gelmek yürek ister.
Seyre daldım kendimi hâne hâne dolandım,
Yâd ellere benzeyen tenim bana yabancı.
Bir ben koydum geride bensizliğe bulandım,
Şu çöllere benzeyen cânım bana yabancı.
***
Meyil verdim gönüle aşka doğru yürüdüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!