MİLLİ YEMİN
Doksan dokuz sayfa, her satırı kara,
Vatanın bağrında, açıyorlar yara.
Sessiz kalmak bugün, büyük bir maskara,
Türksüz vatan demek, ihanet sayılır!
MİRAS (Yarınlara Çağrı)
Bizden sonrakine kalsın bu seda,
Özünü yitirme, sahip çık canım.
Uğruna edilse bin ömür feda,
Sözünü yitirme, sahip çık canım.
MİSÂL-İ İNSAN (NEFES)
Gönül aynasına bir nazar kıldım,
Karşıdan gelen o hayali buldum,
Mazlumun ahıyla sarardım soldum,
Vücut ikliminde duman gibiydi.
Muhabbet ekilse gönül bağına
Sohbet çiçek açar, yüz şenlik olur
Bir can bir can ile varsa çağına
Türküler dile gelir, söz renk olur
Yiğit dediğinin özü sağlamdır
Şah-ı Merdan Ali, ilmin kapısı
Ona kurban olsun canın hepisi
Cümle canlar ondan alır tapusu
Muhabbete muhtaç eyleme bizi
Hasan zehir içti, Hüseyin susuz
İçeri girip mahpus olmak, bir duvar dibi,
Güneşin yüzüme hasret kaldığı zindan.
Demir kapıların uğultusu, bir ölüm gibi,
Soluk bir nefesle beklemek o fermân.
MÜHÜRLENMİŞ VESİKA :
Hakikat şehrine vardım varalı,
Gönül defterimi açtım okurum.
Ezelden ebede hükmü sıralı,
Aşkın kitabını seçtim okurum.
MÜHÜRLÜ DERT
Koydun önüme aşılmaz dağları
Kopardın gönlümden yeşil bağları
Geri gelmez artık gençlik çağları
Git diyorsun ama yol bitti bende.
MÜHÜRLÜ HATIRA
Kelimeler sustu, dilde pranga,
Dizlerim titredi, sanki bir kavga,
Ruhumda kabaran, devasa dalga,
Diyemedim sana, yandım o gece.
Mühürlü Sır
Öyle bir sır ver ki bana, ne dilim bilsin ne de aklım,
Sadece kalbimin en kuytu, en derin odasında kalsın.
Kilit vurayım tüm kapılara, unutsun anahtarı ellerim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!