BU GÖNÜL
Yedi kat göklerin nuru yüzünde,
Kevser şarabı var sanki sözünde,
Derman oldun aşkın harlı közünde,
Senden gayrı mihman bilmez bu gönül.
Bu gönül, bir dergâhtır, aşk ile pişen yeter;
O’nun huzurunda yâr, tüm benlikler erir, biter.
Her dervişin yolu, O’nun kapısına gider;
Tek bir nefes bile O’ndan, her an yanımdan tüter.
Yürekteki sır, aşktır, dünya hevesi bâtıl;
Bu Günler
Bana bu günleri anlat deseydin,
Sözcükler, sayfalar yetmezdi baba.
Görseydin nelerin nasıl değiştiğini,
BU İŞLERİ AKLIM ALMIYOR ABİM
Bozulmuş mizanı, çarkı kırılmış,
Doğru susturulmuş, eğri kurulmuş,
Zalime, haine halı serilmiş,
Bu işleri aklım almıyor abim.
BU KADAR YETER
Hangi sözünde hasetlik yok ki?
Kindarsın kindar, lafı gevirme!
Biniciyim deyip kalkma binmeye,
Asalet timsali atı devirme.
BULAMAZSIN BENİ
Ben sensiz ölürüm / diyordun bana,
Ne oldu da birden / değiştin böyle?
Gözden ırak olan / gönülden uzak,
Kalırsa ayrılık / olur mu söyle?
Yana yana kül olmuşum
Savurur yel beni yar
Aşk elinden del'olmuşum
Bul beni yar bul beni yar
Gönül kalesi yıkıldı
Benim pirim semalarda süzülür,
Turna derim, gül dalına dizilir.
Arş-ı alâ yollarında gezilir,
Sunam derim, dertli bülbüle benzer.
Dili baldır, şerbet olur dökülür,
BU NASIL DARILMAK
Gözüme baktıkça düşman mı oldun?
Beni sevdiğine pişman mı oldun?
Ben bu hallerini hayıra yordum,
Bu nasıl darılmak, söyle sevdiğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!