Yana yana kül olmuşum
Savurur yel beni yar
Aşk elinden del'olmuşum
Bul beni yar bul beni yar
Gönül kalesi yıkıldı
Benim pirim semalarda süzülür,
Turna derim, gül dalına dizilir.
Arş-ı alâ yollarında gezilir,
Sunam derim, dertli bülbüle benzer.
Dili baldır, şerbet olur dökülür,
Bu Ne Yaman Sözdür
Bu ne yaman sözdür, yürekten akar,
Hangi dertli söylemiş, kim bizi takar?
Her kelimesi bir köz, bedeni yakar,
BURNUM SIZLADI
Dün gideyim dedim yaslı köyüme,
Dillerim tutuldu, yürek darlandı.
Hacetler atılmış köhne köşeye,
Pare pare oldum, burnum sızladı.
BU SAATTEN SONRA
Şöyle bir durdum da maziye baktım,
Oturdum bir köşeye, sigara yaktım.
Sen denizdin, ben ırmak olup aktım,
Bu saatten sonra korkutur mu ölüm?
Ben sevda meydanında daldım bir ummana,
Aklımı, fikrimi verdim yârin fermanına.
Belki giderim bağlara, bülbül olup öterim,
Belki düşerim kışlara, bir kar tanesi biterim.
Belki girerim dergâha, bir dervişin postuyum,
Bu Suç Kimin?
Sokaklarda yankılanan o acı sesler,
Duymazdan gelir kör olmuş vicdan,
Kimsenin gelmediği o ıssız yerler,
Bu zinciri kırmayan eller utansın!
Şair sızım nedir diye sorma yâr,
Yüreği yerinden sökende bu yâr.
Aklı baştan alan ağır cümlem var,
Ateşlere suyu dökende bu yâr.
Ayrılmadım lakin yârı kaybettim,
Büyük Köyün Irgatları
Gökdelen dibine kurdunuz kümes,
Betonun içinde kesildi nefes,
Bu ne biçim hayat, bu ne biçim ses?
Şehre sığamadı bizim köylüler.
Kıldan ince, kılıçtan keskin denilen yolda,
Her adımda bir bilmece, her nefeste bir sınav.
Bu zorlu imtihanlarla neden sınıyorsun ki bizi?
Yanlışa düşmeden, pişmanlık görmeden sürmeliydi yaşam sevdası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!