Her gelen bir yara açtı içimizde
sevgiye dair.
Benim de vardı umutlarım, mutluluklarım
bir ceviz kabuğunu bile doldurmayan.
Öyle uzun, öyle uzadıya
hiç bitmeyecek sandık…
Sabahın ilk ışığının vurması,
Yorgun bir yolcunun gölgeye varması,
Kapanmış kapının usulca çalması,
Dünyanın sessizce dönmesi gibi
seviyorum seni.
Sevgi bazen bir sığınak gibi görünür;
en derin yarayı ise
sığınmak istediğin yer açar.
Yakınlığın gölgesi
uzaklıktan daha soğuk olur bazen.
Adımlarım yankılanıyor
gecenin tenhaasında.
Her köşe başına bıraktığım
gülüşlerim vardı eskiden
şimdi hepsi bir duvar kadar suskun.
Toprak damlı bir göz odanın
Tavanında asılı iki kancadan uzanmış ipler
Ve o iplere asılı demirden sallanan bir beşik
Beşik içerisinde beyaz çiçekli oyalarla belenmiş
Cennet kokulu, sarıya yakın, kumral bir bebek
Ne gün bilirdim, ne ay, ne de yıl
Sabah adınla açılıyor gözlerim,
öğlen içimde bir boşluk genişliyor,
akşam desen suskunluğum koyulaşıyor.
Üç öğün eksiliyorum senden.
Üç öğün sensizliğim büyüyor.
Varsın rüzgâr seni bir yana,
beni bir yana savursun.
Varsın sen batının ufkunda,
ben doğunun en ücra köşesinde olayım.
Varsın bir kez olsun
yüzüne bakmak,
Zifiri karanlıktı ortalık
Göz gözü görmüyordu
Sis bir karış
Soğuk hava derecesini ikiye katlamış
Gece dahi donmuştu
Ağır ağır ilerliyor
Dizilmiş sıra sıra vagonlar demir raylar üzerine
Son kontrolleri yapıp, çevirdi kontağı makinist.
Açıldı demir kapılar, çaldı son kez siren
Son vedalar, son sarılışlar, son öpüşler
Ve ayrılıp giderken tren perondan o son bakışlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!