Düşersen bir yola, yönün ben olam,
Bakışın değmezse, gözün ben olam,
Duyulmazsa sesin, sözün ben olam,
Kaybolup gidersen, izin ben olam.
Dağ düşse üstüne, yaşamın olam,
En olmadık anında
bir anda düşeyim aklına,
gülüşünün ortasında bile
içinden bir parça kopsun.
Göğsünün tam ortasında
Zaman beni eskitmedi,
sadece seni derinleştirdi.
Asra yemin olsun
Ey aşk ben seni hiç unutmadım
Sabahlar geldi geçti,
Sen hiç aç kaldın mı?
Ama öyle keyiften değil,
karın gurultusunun yankılandığı
soğuk bir gecede,
ekmek kokusuna uyanmak gibi.
Bir şair öldü dün gece,
ne ışık kaldı odada,
ne ses.
Bir kalem masadan düştü yere,
bir dize nefesini tamamlayamadı.
Karanlığın bile gölge almaktan korktuğu zamanlar vardı;
bir avuç yürek, geceyi delip geçsin diye ateş oldu kendine.
Kendi ışıklarını değil, başkalarının yolunu aydınlattılar önce
ve o aydınlıkta en çok kendileri üşüdü.
Bazıları bir akşamüstü düştü yollara,
Bir yanımda horon var, bir yanımda halaylar,
Sevdamız yoğrulmuştur, yüreklerde dualar.
Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ıyla, aynı bahardadır,
Biz gönül birliğiyiz, biz Türkiyeyiz canlar.
Zazası da candandır, Arap’ı da yardandır,
Bugün pazar,
Nazım gibi beni ilk defa
güneşe çıkarmadılar belki,
ama hava
yağmurun ilk kelimesi gibi
taze, ağır, içten.
Cahil, sözüyle değil,
duruşuyla bile kirletir havayı.
İçinde bilgelik ararsan,
boşa bekler, yanılırsın.
Bir tebessüm eder,
içinde fesatlık gizlidir.
Bir dilek tut bahtına…
Ne çıkarsa, “kaderimdir” dersin.
Dilerim; çölüne yağmur olurum,
Bir damla da düşsem
şükrün olayım yeter dersin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!