Belki de zamandır beklediğimiz,
Yılların yüküyle geçirdiğimiz.
Gökler ağarır, toprak uyanır,
Biz de yeniden doğarız.
Bir rüzgar geçer, dertleri savurur,
Toprak vaktidir kalbimin, çamur demi, can demi,
Yağmurla tövbe ederim, bekler beni her zemin.
Bir avuç suyla yoğruldum, alın yazım çamurdan,
Gözümde filizlenir yol, suskun bir tohumdan.
Bir avuç kömür karası gecede,
Sızar içime şehrin bitmeyen sükûtu,
Yaralı bir kuşun kanat çırpışı gibi,
Gökyüzü hep aynı, hep suskun, hep mahzun.
Bir dua fısıldanır içimde,
Gecenin kanatlarında sürgün bir yolcuyum,
rüzgârın dilinde kırık bir ninni dökülüyor
zamanın eğik yüzünden,
bir bardak çayın buğusunda kaybolmuş anılarla.
Yokuşu ağır, sancısı derin sokaklar,
Geceyi serdim önüme, yıldızsız, sessiz
Yürek, gam yüküyle ağır, gözler nemsiz
Bir rüzgâr esti uzaklardan, getirdi seni,
Meçhul düşlerde gezdim, vuslatsız, dilsiz.
Bir kuş uçtu semadan, kanadı kırık
Vakit, ince bir iplik gibi uzanmış,
Parmaklarımın arasından sessizce kayıyor,
Her saniye bir damla su gibi,
Avuçlarımda durmadan eriyor.
Geceyle gündüz arasındaki o belirsiz çizgide,
Bir gölge gibi geziniyor zaman,
Taşın altında kalan izi sürüyorum,
Ayak bastığın her toprak parçası suskun,
Bir gülü, soldurmuş zamanın eli,
Yıkık duvarlar gibi üstüme çökmüş gölgeler.
Elimi uzattığım her şeyde sen varsın,
Dokunduğum her şeyde bir sızı,
Bir kuştu ellerimde zaman,
Kanat çırptı, tutamadım.
Ne bir söz bırakabildim ona,
Ne de bir vedaya sığdırabildim.
Rüzgâr esti, savurdu hayali,
Dedi ki:
Yol göründü ufukta,
göğün solgun kapıları aralanırken
rüzgâr eski bir yolcunun adını mırıldanıyor.
Toprağın derin belleğinde
yürüyen herkesin ayak izi saklıdır;
Toprak yollarda sürüklenir ayaklar,
Çatlamış ellerde bir ekmek, bir umut,
Dizler yorgun, yürek paramparça,
Yağmur damlaları tenimde, soğuk bir dokunuş.
Tahta bavulum, yıpranmış kumaşlarla dolu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!