Bugün bana bir sürpriz yap.
Öyle çok lüks bir şey olmasın.
Çok pahalı da olmasın.
Sadece özel olsun.
Herkes için yağmur damlası kadar hafif.
Benim için ise dünyalara bedel olsun.
Belki aynı mahallede değiliz
Hatta aynı şehirde bile değiliz.
Ama sen uykusuz kaldığında ben çok üşüyorum.
Nereden mi biliyorum?
Uyurken seni seyretmiştim
Biraz düşündüm
O kadar uzun düşündüm ki
Ondan önce nasıldım diye
Cevap bulamadım.
Sadece doku ve kas yığını idim.
Benim için bir şiir yaz demiştin.
Neden olmasın ki.
Sen sadece,
Nereye yazacağımı şöyle...
Tenine mi?
Yoksa dudaklarına mı?
Şiir diye yazılır,
Sen diye okunur.
Aşk diye yazılır,
Sen diye okunur.
Gülücük diye yazılır,
Sen diye okunur.
Seni sevmek elimi taşın altına koymak değildi.
Seni sevmek yeni bir mevsim yaratmaktı.
Ayın dünyaya yaklaşması,
Akarsuların daha çok köpürmesi,
Papatyaların son yaprağında seviyor çıkması,
Çölde kar yağmaya başlaması gibiydi.
Bu sabah penceremde bir güvercin vardı.
Hani şu her sabah gelen beyaz güvercin,
Yanına yaklaşınca uçtu,
Giderken beyazlığını bıraktı bana.
Beyazından öptüm,
Bu seferde bulutlar kıskandı,
Bazen şiir ulaşır kalbe
Bazen de gözler yaşlarla dolar
Yazılar gözükmez
Her şey bulanıktır
Tıpkı yağmurda pencereden bakar gibi
Hiç kimse gelmedi senin geldiğin gibi.
Çünkü kimseyi istemedim.
Çünkü kimseye ihtiyacım yoktu.
Çünkü bir tek sana ihtiyacım vardı.
O yüzden herkese kapı kapım kapalı.
Matematik ile aran nasıl?
Mesela;
Ömrüme kaç tane gülücük sığdırırsın?
Beni ne kadar güldürürsün?
Beni kaç dakika ağlatır?
Kaç damla gözyaşı döker,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!