Yüreğimin derinliklerinde bir evren var
Boşlukları hiç olmayan
Her santimi yıldızlar ile
Her köşesi gezegenler ile dolu.
Ama hepsinin yaşam kaynağı farklı,
Kimisi senin kokun ile,
Yağmurda rastlamıştım sana.
Ne zaman yağmur yağsa
Şemsiye taşımaya korkuyorum.
Ya önümden geçersen,
Ya seni fark edemezsem?
Hani, gittiğinde seni öpmek nasip olmamıştı,
Hatırladın değil mi?
Peki,
Giderken yudumladığın o fincanı?
İşte o fincan bana veremediğini verdi
Minik bir dokunuş bırakmıştın üzerine.
Fotoğrafını çekenlerin en büyük hatası,
Seni çektiğini sanması…
Hal bu ki,
İlk makara değişiminde orada yoksun.
Ama ben seni içime çektiğimde,
Orada kalıyorsun.
Derhal gamzelerini bana ver.
Benimle tanıştığında onlara sahip değildin.
Şimdi onlara daha çok ihtiyacım var.
Ben de sana göz yaşlarımı veririm.
Sen gittikten sonra çok gelen oldu
Geçmiş olsun dileği
Başın sağ olsun dileği
Ve ardından gelen o soru.
Senden ne aldı?
Çenen diyordum,
Tırmanacak en güzel dağ.
Saçların diyorum,
Dünyanın en güzel perdesi,
Dudakların diyorum
Tadını sadece benim bildiğim meyve.
En çok istediğim şeydi
Doğanın bir parçası olmak
Bir yağmur damlası gibi
Bir kaya parçası gibi
Sabah rüzgarı gibi
Bir çiğ tanesi gibi
Seni ilk gördüğümde
Ayaklarım dolanmıştı bir birine.
Nasıl dolanacaksın ki ayaklarıma?
Ya ikimiz de düşersek!
Bence sen bana sarıl.
Öyle sıkı sarıl ki,
Bazen sadece düşünürsün
Bazen de hiç umursamazsın
ve başına bir şey gelince
Düşündüklerin ile
Umarsamadıkların savaşır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!