Nerede kaldın ey sevgili
Ta ezelden beri bekliyorum seni
Artık yorgun düştü bedenim
Gel, bekletme yüreğimi
Ben mi geç kaldım sana
Bir ben miyim dünyada yalnız, kimsesiz
Gece gündüz ağlayan sessiz, çaresiz
Kendime dert yanarım, duyulmaz sesim
Duy sesimi Allah’ım, kimim var benim
Bir ben miyim dünyada suçlu, günahkar
Senden başka yok ki beklenen Sevgili
Bir şafak vaktinde güneş doğarken gel
Azılı karanlıklar terketsin kalpleri
Ele avuca sığmayan gönüllere gel
Gel ki, cehaletin rönesansı son bulsun
Hasret kaldım gül kokulu Nebi’ye
Kabrinden yükselen Yeşil Kubbe’ye
Nuruna bürünen kutsal Kabe’ye
Bitir bu hasreti güzel Allah’ım!
Hasret kaldım Nur dağının sırrına
Şu yalan dünyaya gönül vermek boş
Gafil gezme şaşkın, ayıl ey sarhoş!
İnsanlar riyakâr, nankör ve bencil
Sen Rabbine yönel, ey garip sefil!
Beş kuruşa satar seni kardeşin
Ben seni sevdim
Sen yoktun
Yalnızlığa mahkum ettin beni
Aniden çıkıp gelirsin diye alacakaranlıklardan
Yıllarca güneşin bittiği yerde bekledim seni
Türkçem,
Kim alabilir ki
Benden seni
Sen,
Damarıma işlemişken
Sevgili gibi
Ben çocuktum
Ama hatırlıyorum
Unutamam o acı günleri
Bin dokuz yüz seksen dört yılının sonbaharında
Soykırım süreci başladı Bulgaristan’da
Kara bulutlar çöktü üzerimize
Sen beni ayaz bir ekim sabahında terkettin
Hatırlıyor musun, veda bile etmedin? !
Öyle sessiz sedasız
Başını kaldırıp
Acımasızca çekip gittin
Sen bana ihanet ettin!
Gözlerimden akan yaşlara inat
Haksızlıklara yenilmeyeceğim
Gücünü makamından alanlara
Hiçbir zaman boyun bükmeyeceğim
Bugün sizlerin, ama yarın benim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!