Şu yalan dünyaya gönül vermek boş
Gafil gezme şaşkın, ayıl ey sarhoş!
İnsanlar riyakâr, nankör ve bencil
Sen Rabbine yönel, ey garip sefil!
Beş kuruşa satar seni kardeşin
Bir ben miyim dünyada yalnız, kimsesiz
Gece gündüz ağlayan sessiz, çaresiz
Kendime dert yanarım, duyulmaz sesim
Duy sesimi Allah’ım, kimim var benim
Bir ben miyim dünyada suçlu, günahkar
Rüya mıydı gördüğümüz, yoksa gerçek mi
Ben aşk durağımızdan hala gidemedim ki
Giderken sımsıcak nefesin kaldı bende
Giderken yüreğinin sesi kaldı bende
Günden güne büyüdü içimdeki sevgi
Ben değil
Yüreğim sevdi seni
O duydu ilk önce billur sesini
Onca nezaketine rağmen
Onca paslanmış yürekler arasında
Kalabalığın gürültüsü içinde
Dünyada açlığı dert edinmeyen
Kardeşinin hüznünü gidermeyen
Mazlumun gözyaşlarını silmeyen
Allah’tan korkmayan zalim ne bilsin
Emeği hor görüp kıymet vermeyen
Artık seni sevmeyeceğim
Bu gece içimden terkediyorum
Sırtımdan vuran ihanetlerine
Gözyaşıma inat rest çekiyorum
Artık seni sevmeyeceğim
Bugün de ellerime kelepçe vuruldu
Bugün de ayaklarıma zincir konuldu
Bugün de dillerime suskunluk emrolundu
Bugün de sükunete mahkum edildim ben.
Oysa ben özgürlük şiiri yazacaktım
Ben yıllarca seni biriktirdim içimde
Aşkımı hece hece yücelttim şiirimde
“Sen” adında şarkı besteledim kalbimde
Hakkımı helal edersem namert olayım!
Günümde, gecemde, her yerde benimleydin
Senden başka yok ki beklenen Sevgili
Bir şafak vaktinde güneş doğarken gel
Azılı karanlıklar terketsin kalpleri
Ele avuca sığmayan gönüllere gel
Gel ki, cehaletin rönesansı son bulsun
Hasret kaldım gül kokulu Nebi’ye
Kabrinden yükselen Yeşil Kubbe’ye
Nuruna bürünen kutsal Kabe’ye
Bitir bu hasreti güzel Allah’ım!
Hasret kaldım Nur dağının sırrına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!