Türkçem,
Kim alabilir ki
Benden seni
Sen,
Damarıma işlemişken
Sevgili gibi
Ben çocuktum
Ama hatırlıyorum
Unutamam o acı günleri
Bin dokuz yüz seksen dört yılının sonbaharında
Soykırım süreci başladı Bulgaristan’da
Kara bulutlar çöktü üzerimize
Sen beni ayaz bir ekim sabahında terkettin
Hatırlıyor musun, veda bile etmedin? !
Öyle sessiz sedasız
Başını kaldırıp
Acımasızca çekip gittin
Sen bana ihanet ettin!
Gözlerimden akan yaşlara inat
Haksızlıklara yenilmeyeceğim
Gücünü makamından alanlara
Hiçbir zaman boyun bükmeyeceğim
Bugün sizlerin, ama yarın benim
Baba:
Benden sana baba nasihati olsun oğlum
Çok oku, adam ol, ama kendini unutma
Okumuş cahillerin kervanına katılma
Her zaman mert ol, şerefini üç kuruşa satma
Minik bir çocuk ağlıyor Suriye’de
Annesi paramparça yatıyor yerde
Tecavüze uğramış baygın bir halde
Söyleyin, kim dur diyecek bu vahşete!
Beşşar Esed halkına yine saldırdı
Selam sana ey ahiret kardeşim!
Hazır mısın benimle yürümeye
Sarp yamaçların puslu zirvesine
Sonra gerisin geriye dönmeye
O saf, tertemiz Gül gibi özüne.
Ak sütünü bana emziren anam
Ben en çok sütü bozuklardan korktum
Bir de verdiği sözü namus bilmeyen
Hep iki yüzlü sahtekarlardan korktum
Ne yazık ki, korktuğum geldi başıma
Artık bu şehri terkediyorum
Her taşında, toprağında bizim izimiz var
Baktığım herkeste onu görüyorum
Korkuyorum, peşimi bırakmayacak anılar
Artık bu şehri terkediyorum
Nerede kaldın ey sevgili
Ta ezelden beri bekliyorum seni
Artık yorgun düştü bedenim
Gel, bekletme yüreğimi
Ben mi geç kaldım sana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!