Kendini nazarlıyor aynalarda gözlerim
Söndükçe can evimde alevlenir közlerim
Zulüm yalın ayakla harbe geliyor harbe
Düşündükçe üstüme yıkılıyor gök kubbe.
Sen ve ben
İmkansızlık içinde imkanı arayan
iki yüreğiz aslında
her sabah ayrı kentlerden uyanıp,
her nefesi sevda adına alan.
Derin ve sonsuz sevdik uzaklardan.
Aynı dava yolunda hepsinde aynı telaş
Yaraya merhem sürer mahallenin muhtarı.
Kimsenin ayağına değmesin diyerek taş
Nice zahmete girer mahallenin muhtarı.
Galiba haklısın,
tesadüfen birbirimizi yakalamamız kolay değil
aramızdaki etkileşimi pek anlatmasa da
nedense aklıma
dağ,
uçurum
Gurbet sokağında sinemi yakan
Közleri sakladım ben bu mektuba.
Sensizken sen diye kanlı yaş döken
Gözleri sakladım ben bu mektuba.
Her şey bitecek belki bir gün
Yürüdüğümüz yolun çıkmazına varınca
Ne sen kalacaksın nede ben
Bu hikayede başrol de olmayacağız bir gün
Unutulacak yazılan tüm şiirler
Dökülen onca göz yaşı
Her gece bir nur gibi bahtıma doğan güneş
Gönlümün kapısını çalanımsın kadınım
Güzelliğin vuruyor, sen oldun bu ruha eş
Dünüm, günüm, yarınım her anımsın kadınım
Yokluğun azap olur nefes alamam sensiz
KADINLARIN
Sessizliğe akıp gider gözlerine dolan yaşlar
Yüreğinin ortasında sızı olur kadınların.
Ömründen ömür giderken dört mevsim yeniden başlar
Zannetmeyin bahar gelir yazı olur kadınların.
Ah benim gönül yaram ciğerimin sızısı!
Ben hep seni bildim de kadir kıymet bilmedin.
Silinmezmiş diyorlar bir tek alın yazısı
Gerisini sildim de kadir kıymet bilmedin.
Sana çıktı muradım sendin benim dileğim
Kim bilir kim, kaç yiğidi hasır üstüne yatırdı?
Sevenlerin üzerine doğan güneşi batırdı.
Ah bir dili olsa idi neler neler anlatırdı
Gözyaşlarını saklayan güncenin hüznü olmasa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!