Bu gece sana bir şeyler yazmak istedim
yine aldım kalemi elime
nereden başlayacağımı bilmiyorum aslında
sana olan sevdamı yazsam
kalemin mürekkebi yetmez anlatmaya
sözlerimse düğümlenir boğazımda
Gizlice süzülüp göz pınarından
Akmaya hazırım sen iste yeter.
Tutuşup savruldum sevda narından
Yakmaya hazırım sen iste yeter.
Efkar hamalıyım derdin talibi
Elvedaya dikiş atmış kırk yamalı dudaklarda
Hep ayrılık sözü varmış bunu bana sen öğrettin.
Ah yar hüzünle boğuşup bomboş kalan kucaklarda
Yanan sevda közü varmış bunu bana sen öğrettin.
Her gece ismini anıyor dilim
Azrail kapımda, yâr gelme sakın
Kavruldu yüreğim söndü kandilim
Şu garip halime yâr gülme sakın.
Bir fidanı kim kırdı dalından,
Bir canı kim ki söktü canından
Bilsin ki yoktur iki cihanda yatacak yeri.
Bir memleket ki hiç böylesi görmedim,
Görmedim ama
ŞEHRİ CENNET
Büyüyünce fark ediyor insan
Ne kadar hisli aktığını suların.
Kıvrım kıvrım akıp giden Yeşilırmak'ın nasıl çağladığını
Ve üstüne sinmiş kokusundan
ak zambakların
ŞEHRİN NAZLI TÜRKÜSÜ
Yaslansam kalesine ufka burcundan baksam
Birliği kenetlese şu Hıdırlık Köprüsü
Tarih kokan rüzgârı eteğine bıraksam
Almus gölünden aksa şehrin nazlı türküsü
Tarihe uzanan yollardan geçtin
Nasılız diyerek sordun halimiz
Halkın arasında hep halkı seçtin
Merhaba merhaba sayın valimiz
Memleket bağrında tüter ocaklar
Öyle güzel gözlerin vardı ki içinde okyanuslar taşıyan
bakamadım ama gördüm..
varlığında mutluluğu omuzlarında taşıyan ben
yokluğunda, yüreğimi diken batmış
gül cesetleriyle ördüm
Ben çok sevdalı büyüdüm,
Hayat benim içime kadar işledi
Öfkenin sıcaklığı kalbimi ateşledi.
Şimdi biliyorum yalnızlık en kötüsü
Örtüyor gözlerimi andıkça öyküsü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!