Dallar sallanıyorken gökte uçarken kuşlar
Kirazın gölgesinde soluk alıyor düşler
Durulmadı sevdiğim gözlerimizde yaşlar
Gel yürek sızısını bembeyaz sayfaya yaz
Bir elde kalem olsun bir elinde al kiraz.
Her gece ismini anıyor dilim
Azrail kapımda, yâr gelme sakın
Kavruldu yüreğim söndü kandilim
Şu garip halime yâr gülme sakın.
Bir fidanı kim kırdı dalından,
Bir canı kim ki söktü canından
Bilsin ki yoktur iki cihanda yatacak yeri.
Bir memleket ki hiç böylesi görmedim,
Görmedim ama
ŞEHRİ CENNET
Büyüyünce fark ediyor insan
Ne kadar hisli aktığını suların.
Kıvrım kıvrım akıp giden Yeşilırmak'ın nasıl çağladığını
Ve üstüne sinmiş kokusundan
ak zambakların
ŞEHRİN NAZLI TÜRKÜSÜ
Yaslansam kalesine ufka burcundan baksam
Birliği kenetlese şu Hıdırlık Köprüsü
Tarih kokan rüzgârı eteğine bıraksam
Almus gölünden aksa şehrin nazlı türküsü
Tarihe uzanan yollardan geçtin
Nasılız diyerek sordun halimiz
Halkın arasında hep halkı seçtin
Merhaba merhaba sayın valimiz
Memleket bağrında tüter ocaklar
Öyle güzel gözlerin vardı ki içinde okyanuslar taşıyan
bakamadım ama gördüm..
varlığında mutluluğu omuzlarında taşıyan ben
yokluğunda, yüreğimi diken batmış
gül cesetleriyle ördüm
Can yanar
kalp ağlar
sana son bir şiir akar gözlerimde
kanayan ümitlerden
geçmiş günlerden
ne kalır ki ellerinde
Adım atmaya bile kalmadı inan halim
Suretimdir kaybolan sokağın beşiğinde
Söyle bir kez sordun mu nasıl nedir ahvalim
Kan kırmızı duygular bekler ten eşiğinde
Efkarım da boğuldum yine yandım sevgilim
Sen gelince aklıma yürek divan duruyor
Gökte yıldız oluyor sana doğru kayıyor
Harfler birlik olup sana doğru koşuyor
Yazılıyor şiirler gönlümün mahzeninde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!