’ Şu semasında güvercinler olması gerekirken savaş uçaklarının geçtiği ilahi şehri görüyor musun?
İşte bebeklerin kana bulandığı Filistin ora, feryadın vurduğu yer...’
Nasıl kıyarlar sana çocuk
bir çöl sıcağında ya da bir kuyu başında
çalıntı düşler mezarlığına döner her yanın
Otuz beşe değmeden ak düştü saçlarıma
İki gözüm kayboldu hastane odasında.
Bir kaç damla gözyaşı düştü avuçlarıma
Kolum dizim kayboldu hastane odasında.
Yâre ermek hayal bugün
Ya kurulur ya kurulmaz
Şu feleğin çarkı bir gün
Ya kırılır ya kırılmaz
Sana doğru adım atsam
iz bırakır mısın ardında
yoksa bulutlardan
yağmur mu dökersin yollarıma
kanar mıyım
Öylesine yorgun ki düşlerim
gecenin karanlığında saklanmış
gözyaşlarımın neminde boğuluyor ruhum
deli divaneyim yokluğunda
perişan hallerimi görmesinler diye
yüzümdeki gülen maskenin,
Yağmurlar dökülürse, topraklar aşka gelir
Şu sensiz bedenimi sıcak bir duygu kaplar
Sevdalar yakılırsa, ardından keşke gelir
O endamlı gözlerin baktıkça kaygı saplar
Ey gözleri sürmelim gitme benden uzağa
Ateşte yanarsın yar düşme sakın tuzağa
Muhammed’in nuruyla ışıyorken kandiller
Dört bir yandan saldırdı yine Ebu Cehiller.
Kalemin boyun büküp zulümü yazsın şair
Taşıp durmasın artık kan akıtan bu nehir.
Tozpembe hayatının koyu rengindeyken sen
Kurşuni sensizlikte deli bir mahkumum ben
Gülüşünün tadında başlarken yeni güne
Hangi aşkın ahısın, bu viran yüreğim de?
Sabahın ilk ışığı, kamçılar yorgunluğu
"Dönmek İçin"
Uykular İstanbul'un ellerinde yansın bu gece
Yol uzun,
Yol ateş hattı diyor içimde bir ses.
Aynı şehri paylaşıp da,
DÜŞLERİMİN ARDINDAN
İlahi bir ışıkla yankılanıyor sesler
Sesler o ki ruhumda nice umudu besler
Beslendikçe bedenim kuvvet alır imanım
İmanımla geceler nice günleri süsler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!