Altı yüz elli yıl hükmettik üç kıtaya
Binlerce şehit verdik toprağa
Kanımızla renk verdik bayrağa
Bir destan daha yazdık On beş temmuz da
Vurulduk gazi dediler
Şehla gözlerinde, huzur bulduğum
Gülsene bir daha, özledim seni
Kaşına gözüne, hayran olduğum
Gelsene bir daha, özledim seni
Şu köhne dünyada, sensin isteğim
Yalnızlığa mahkum edilmiş sensiz bir geceden yazıyorum,
Merhaba sevgili, Yüzüne baktığımda gözlerimi alan güzelliğine mahrum kalmış bir geceden yazıyorum. Öyle çok özledim ki sevgili, Saati yok sana duyulan özlemin, mevsimi yok, Özlemin düştüğünde içime ağustos misali yanıyor yüreğim.
Söndürmüyor yüreğimi sensizliğe yağan kara kış, Söndürmüyor yüreğimi nisan yağmurları, özledim sevgili, odamı aydınlatan yüzünün güzelliğini özledim, mahkum edildiğim sensiz geceden sesleniyorum sana, bu satırlarım yüreğimin, bedenim hasar raporudur, etten kemikten bir bedendim oysa, hayatıma bıraktığın bom boş bir sayfadan sesleniyorum sana, özledim sevgili, öyle çok özledim ki sesinin tonunu duyuyorum düşlerimde, bir rüzgar olup esmek, yağmur olup yağmak geliyor içimden sana, Sitem değil bu sözler sevgili, öfke hiç değil, özlemin düşünce içime hırçınlaşıyorum, içimde büyüttüğüm çocuk coşuyor, bakma sen gözümden düşen yaşlara, yemin ederim gözlerimden değil bu yaşlar, yüreğimden dolup taşan özlemin sevgili.
Sensiz bu kaçıncı gece kaçıncı mevsim saymadım, Yokluğun depremdir yüreğimde, enkazın altında can çekişen umutlarım, enkazın altında ezilen hayaller, yoksun sevgili, özleminin dibinde can çekişirken umutlarım yoksun gelmeyeceksin.
Şehla gözlerinde, huzur bulduğum
Gülsene bir daha, özledim seni
Kaşına gözüne, hayran olduğum
Gelsene bir daha, özledim seni
Şu köhne dünyada, sensin isteğim
Gitsen de, hiç bir şey değişmeyecek,
Her sabah, umut içinde uyanışlarım sana olacak.
Her gün yeniden sevileceksin,
Gün doğumu ile başlayıp,
Gün batımında yıkılan,
içinde sen dolu hayaller kurulacak.
Umudu kırık dökük,
Hayalleri yıkık dökük,
Bir adamın kalp kırıkları arasında özlüyorum seni.
İçinde fırtınalar kopan gözlerin,
Sensizliğe dökülen hecelerin,
Ne yaptım ben hayat sana?
Bu kadar acımasızlık reva mı bana?
Bir canım kaldı, al helal sana
Yaşarken ölmek reva mı bana?
Yine bir gece, yine ben yalnız
Sevgili Roza;
Uzun zaman oldu sana mektup yazmayalı, o kadar çok şey değişti ki senden sonra, kendimi bulmaya çıktığım yollarda hep sana rastladım. Senden uzaklaşmaya çalıştıkça hep sana çıktı yollar. Anladım ki nereye gidersem gideyim sen hep benimlesin. İçimdesin, içim sensin.
Unutmak istesem de başaramıyorum, aslında unutmak isteyip istemediğimden de emin değilim. Seni hatırlatan renklerden uzak duruyor, birlikte dinlediğimiz şarkıları artık dinlemiyorum. Eskisi kadar kendime özen göstermiyorum, uzun uzun konuşmalarım olmuyor, hani hep '' bir sus be adam'' derdin ya, artık hiç konuşmuyorum. İçimdeki yorgunluğu, içimdeki seni, acıları, hüzünleri, her şeyi susmalarımla geçiştiriyorum.
Eskisi kadar gülmüyorum mesela, ağlamıyorum da ama gülmeyi unuttu gözlerim. Sakallarımı bazen çok uzatıyor, bazen de çok kısa tutuyorum. Ne giyinirsem giyineyim hep üşüyorum, üşümeme sebep mevsimler değil bunu iyi biliyorum.
Eskisi kadar kahve içmiyorum, senin çıkmayacağını bildiğim için fala da baktırmıyorum. Aslında inanmıyorum ama yine de sen çıktığında yüzümde oluşan tebessüm başkalaşıyor, tekrar o günlere dönmek istiyorum, içimdeki kırgınlığın verdiği gurur buna izin vermiyor.
Tutuna tutuna yürümeyi öğrenirken vazgeçtim,
Düştüğüm yerden kalkmaktan.
Düşe kalka alışırsın,
Düşe kalka büyürsün, diyenleri duydukça,
Korkar oldum büyümekten.
Ne güzel şey, her gece sesinle uyuyup,
her sabah sesinle uyanmak,
sesinle merhaba demek yeni güne,
gülüşünle güneşin doğduğunu görmek,
gülüşünle yeniden doğduğumu bilmek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!