Kal desen kalırdım.
Demedin oysa.
Bir adım gitmezdim senden,
Yarınlarımızı, düşlerimizi,
Ve ellerimi çekip almazdım ellerinden.
Güneş olup doğar sanki geceme
Işıl ışıl parlar kara gözlerin
Şiir olur düşer her bir sözüme
Hece hece güler kara gözlerin
Gönülden Gönül’e köprü oluyor
Akşam saatleri, gün yavaş yavaş karanlığa dönüyordu kardeşim...
Gerçi gündüzde karanlık gibiydi, içimdeki sıkıntının, içimdeki hüznün dili yoktu.
Tercüme edilmiyordu...
Sanki akşam olacaklar içime doğmuşta dünya bana erkenden kararmıştı kardeşim.
Üzerimde nedenini bile bilmediğim,
tanımlayamadığım bir yorgunluk vardı,
Nasıl anlatılır sensizlik,
Kelime haznem yeter mi?
Hangi dilde anlatılır sensizlik?
Ağustosun ortasında ellerine üşüyor ellerim,
Karanlık odalarda seraplarım sana,
Özlemim sana, hasretim sana,
Sevdanın idam sehpasında,
İlmek ilmek düğümler boynunda,
Bir ayağı kırık, kıçı kıytırık bir sehpada,
Parmağına mavi bir kelebek kondu,
Ben AŞK deyip, güldü.
Seve seve, koşar adım girdiğim yollardan,
Kaçar adım geri dönerken vazgeçtim umut peşinden koşmaktan.
Ne varsa geleceğe dair, hepsini sakladım,
Yüreğimi acıtan, kanatan kötü maziden, artık aklandım.
Yeni bir şeyler aramaktan da vazgeçtim,
Yavaş yavaş unutacaktım seni,
Yüreğimi alıştıra alıştıra,
Aklıma sindire sindire…
Önce, ansızın aklıma gelmelerinden kurtulacaktım,
Sonra, aklıma her geldiğinde yüreğimi yakan gözyaşlarımdan…
Keşke hiç tanımasaydım seni...
Gülüşüne âşık olup, bu kadar sevmezdim o zaman
Gözlerinin yeşilinde kaybolmazdım
Geceler boyu hasret nöbetleri tutmazdım
Resimlerine bakıp bakıp, hıçkıra hıçkıra ağlamazdım.
Sen yanımda olsaydın,
Benimde gözlerim gülerdi.
Kan çanağına dönmezdi böyle.
Kan damlayan, öfke kusan dillerim,
Aşkla, tane tane, hece hece adını söylerdi.
Hiç bir şey yapmak gelmiyor içimden,
Aklım, fikrim sadece sende,
Sanki her şey bitmişte
Her an yeniden başlayan sensin içim de.
Dilim suskun, sözler bitmiş dilim de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!