İnasar Kayası’ndan Sitem (Yasin Şahin'e ithafen)
Davarın kokusu geçer de yelinden,
İnasar Kayası’nda soldurduğun unutmam.
Bir kuru ekmekle geçerken ömrüm,
Yüreğimi dağlayıp yoldurduğun unutmam.
Dili ballı ama kalbi zift dolu,
Sorsan herkesin o rehberi, yolu.
Sırtında bin yetimin ağır vebali,
Hâlâ dik durduğun yanın var senin.
Hak yiyip doymayan o kursak geniş,
Köyün girişinde bir kerpiç duvar,
Sırtında dağ gibi hatıralar var.
Damlarda çürümüş eski hasırlar,
Güneşle bir doğar o kırk sene.
Kahvenin camları puslu ve isli,
Eskiden adıydı Sığır Önü,
Şimdi herkes bilir Meydan Yeri’ni.
Her taşında gizli nice bir iz var,
Her rüzgârda döner eski bir saz var.
Lastikler yanardı, göğe dumanı,
Vakit gece yarısı, dindi nefesim,
Küreği tutarken titredi mezarcı.
Cevapsız bıraktı sönük hevesim,
Sessizce bakarken durdu mezarcı.
Adımı sordular, sustum, anmadım,
Bize kısmet oldu çilenin hası,
Gönül sarayında bitmez yası.
Feleğin sunduğu zehir kupası,
Dudağım yakıyor, doluyor beyim.
Boynuna doladın gümüş tesbihi,
Dillerin hacı da, özün ne alem?
Unuttun mu orda ahdi, tenbihi?
Yolların hacı da, izin ne alem?
Yalanlar süslenmiş gerçeği örtmez,
Doğru giden yolda engel de bitmez,
Hainin kurduğu oyunlar yetmez,
Özünü kaybetmiş birine ne diyem?
Gönüller çoraklaştı, sevgi kalmadı,
Kendi kazdığın kuyuda boğulursun elbet bir gün,
Gözündeki perde kalkar, güneş doğar görürsün.
Yalan dünya yokuşunda nefesin kesilir yorgun,
Hesap günü divanında adaletten olasın.
Aşkın dergahında yandın da geldin,
Gözyaşınla pası sildin de geldin.
O mukaddes sırra erdin de geldin,
Gönül sarayına nur doldu dayım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!