Laçinlinin biri
Selânik örtmeli dertli analar geçti,
Zini üstü pilav hâlâ gözümde seçti,
Caminin Delikli kaşıkları maziden içti,
Bir ince sızı var yüreğimdedir.
Bu devir haramzâde, terazi kelepçeli,
Hak söz sürgün yedi, vicdanı selepçeli.
Eğriye secde eden alnını ak sandı,
Doğruyu söyleyen dâr-ı gamda hep çileli.
Makam-ı İbrahim bir ulu durak,
Gönül aynasından silindi feryat.
Sana nasip oldu o nurlu toprak,
Vuslata erdin ya Akın ağam.
Doksan yedi yılın izi yüzünde,
Bir devrin mührüdür Saffettin Dede.
Korku barınamaz onun özünde,
Mertliğin yurdudur Saffettin Dede.
Bir ömür mihrapta eğilmiş alnın secdesi,
Taştan daha sabırlıydı sabrın hecesi.
Ne maaşın hesabı, ne dünyanın hırsı,
Aziz Öztürk dediler; bu milletin sesiydi.
Dağ sustu, yol sustu, traktör sustu,
Dokuz yaşım yandı, babam gelmedi.
Kader zehrini mi üstüme kustu?
Fidanlar boy verdi, babam gelmedi.
Yükledim sırtıma bitmez kederi,
Yürüdüm yolları, halim bir garip.
Sanki bu alnıma yazılmış beri,
Çektiğim çileler, dalım bir garip.
Gülmedi bir kere şu kara bahtım,
Cemalin görünce aklım şaşırdı
Sevdan yüreğimi yaktı bu akşam
Gözlerin ruhumda sevgi taşırdı
Aşkın şimşek gibi çaktı bu akşam
Gülüşün ömrüme baharı sundu
Dünya denen pazar, kurulmuş dertten,
Müşterisi nefis, malı gurbetten.
Bir parça huzuru çaldık kısmetten,
Ateş düştü cana, dumanı tütmez.
Söyle be çocukluk, neydi o halin?
Boynu bükük, mahzun kalmandan bıktım.
Tutacak bir elin, yoktu bir dalın,
Yolları gözleyip durmandan bıktım.
Aynaya bakınca küserdin yüze,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!